Cengiz Sinan Çelik'in "Esmiyor" sergisine yolladığı şiir: RÜYA İÇİNDE UYKUSUZ

RÜYA İÇİNDE UYKUSUZ

Üç mevsim üç yönün silinip yok olan hüzünlü tarihine doğru

Sadelikle akmayı bilen ırmakların koynundan balıklarla

Ama güneşte sükûnetle açan çiçeklerin hatırasını da unutmadan

Varoluşun kavmine göçmek halinin keskin bilgisiyle

Çocukluğundan beri aç nefesini uzun tutan

Ve dahi rivayetlerde adı hep yalnızlığın nizamıyla çağrılan

Kimyasıyla eşsiz dünyanın aslını sayfalardan çıkararak

Ateş hattının ön saflarında su ve yosunla bir olup

Toprağın sırrı geyiğin dedikleriyle yeniden öğrenmek için

Tutsak şair Muhammed Hizmetçi'den gelen şiir: " İsyana Döner Yerküre"

Görülmüştür notu: Şiir "Esmiyor- Ekolojik İsyan" adlı sergimizde yer almıştır.

– İsyana Döner Yerküre –

02/08/2026

Döne döne devinip gidiyor

ya şu yerküre

yanan güneşin çevresinde

dönmekten sersemlemiş

bir gezegen misali

 

Belleğimize tebelleş eden

bir bazı yanlışlar

zuhur ediyor

doğrusal uzamlara itilmiş

cevapsız sorulara

mahal vermeyen

 

Bütün bu azametin

Dr. Ayhan Kavak Duvar yazılarına devam ediyor: "DUVAR YAZISI EDEBİYAT KAYINTISI LXIII"

DUVAR YAZISI EDEBİYAT KAYINTISI

LXIII

Madde 621: Fernando Pessoa, “Ben şiirsel yetileri olan bir filozof değil, felsefeyle hayat bulan bir şairdim. Şeylerin güzelliğine hayran olmaya, evrenin şiirsel ruhu, küçücük şeyler aracılığıyla algılanamaz olanın peşinden gitmeye bayılırdım” diye tanımlar kendini. 

 

Tutsak yazar ve çizer Ayhan Bozkaya'dan gelen öykü: "KORKU"

KORKU

Karanlığın hükmü sökün ettiğinde mezarlığa daha çok yaklaşmıştı. Oraya vardığında göz gözü görmeyecekti.

Mezarlıklar çocukluğunun korkulu rüyası olmuştu. Büyüklerinin anlattığı hüzün dolu hikâyeler, cin, peri, mezarlık hikâyeleri beyninde hiç silinmeyecek bir iz bırakmıştı. Ne zaman yalnız kalsa tüm o hikâyeler aklına üşüşüyor, yüreğini dört nala koşturuyordu.

Yolda oyalanmadan acele etmesine ve hızlı yürümesine rağmen mezarlığı aydınlıkta geçmeyi başaramamıştı.

Gündüzleri de korkardı mezarlıklardan ama gece gibi değildi.

İskender Karaman yazdı:"Yirmi yedi yıldır cezaevinde tek mevsim yaşıyorum."

İskender Karaman 

Doğaya Saygı ve Dayanışma

Dünyamızda yaşanan doğal afetleri büyük bir üzüntüyle izliyorum. Açık bir iklim kriziyle karşı karşıyayız; canlı veya cansız her şey gözlerimizin önünde yok oluyor. Ağaçların vatanı olmaz, evrenseldir. Dünyanın neresinde bir ağaç yansa veya canlılar zarar görse içim parçalanıyor. Biz insanlar olmasaydık bu kriz de yaşanmayacaktı. 

Eylem Baş Filistin için yazdı:"HAYALETLER"

HAYALETLER

Bombalar altında çakılıyım toprağıma

Ekmeğim tuzsuz, gökyüzüm paramparça

Yitik bir masalda anılarım

Sokaklarım, limon çiçekleri ve zeytinler

Kutsal inançların kadim şehri,

Çakılıyım toprağıma

Bazen kor,

bazen kül oluyor bedenim

kanım sunaklarda tanrılara sunuluyor

Sesim seste kayboluyor

Çakılıyım toprağıma

Kemiklerime yapışan etimin aşa

kuruyan ağzımın

çatlayan dudaklarımın suya hasreti

damağımda biriken acı tat ile

Çakılıyım toprağıma

32 Yıldır tutsak olan Ali Baba Arı'dan gelen şiir: "Öfke"

ÖFKE
Ocak ayın ortası
Kış güneşi kırılmış
gün boyu üstümüze çöken, dolaşan o
kasvetli ağır hava
yerini denizden esen poyraza bırakıyor.
Yağmur yüklü kapkara bulutlar
beyaz yünlü oğlaklar gibi
koşup oynuyor gökyüzünde.
Uzaklarda doğan/batan o güneş
günü belirleyen
nostaljik bir melodi fısıldıyor
elleri kelepçeli mapus yatanlara.
Binlerce yıldır dinmeyen
bitmeyen bir öfke isyan oluyor.
Her dinden, her mezhepten, her ırktan ve sınıftan mapus barındırıyor
coğrafyamızın zindanları…

Tutsak yazar Bülent Parmaksız'dan yeni bir kitap: "Hapishane Arkadaşım Yalçın Küçük: Anılar - Düşünceler "

Hapishane Arkadaşım Yalçın Küçük: Anılar - Düşünceler - Mücadele Kitap Açıklaması

Gebze Hapishanesi’nde hocayla yaptığımız bir sohbet esnasında, “Esas olarak gelecek nesiller için yazıyorum. 50 yıl sonra kitaplarım bugünü anlamak için kaynak olarak kullanılacak” demişti.
Hoca çok güçlü bir tarih bilincine ve derinlikli bir stratejik bakışa sahipti. “50 yıl sonrası için yazıyorum” sözü de ondaki bu uzun vadeli bakışın bir göstergesi aslında.

Serdestan, bu yılın şiir müjdesi “Cengiz Sinan Çelik çeyrek yüzyıldır tutsak; Serdestan ise dışarıya saldığı güvercinler gibi; kelimeleri kanatlı olmaya özenli...

Serdestan, bu yılın şiir müjdesi

“Cengiz Sinan Çelik çeyrek yüzyıldır tutsak; Serdestan ise dışarıya saldığı güvercinler gibi; kelimeleri kanatlı olmaya özenli... Çelik de öncekiler gibi eski ozanların destan mirasına talip oluyor. Başka deyişle, ‘ölü geçmişin yaşayanlar üzerine çöken kâbusu’na da talip; şiirin olanaklarıyla onunla yüz yüze gelmeyi gelecek için yeni hayaller kurmayı deniyor.”

*** 

Dışarıdan İçeri Mektup: "DİPSİZ KUYULAR"

İkbal Kaynar

DİPSİZ KUYULAR

Bir gün, bu kuyu da ışığa kavuşur, bayram yerine döner yüzler

"Görülmüştür" kitap sayfaları, ranza altları 

Umudun rengi, düşlerinin özeti 

Görülmeyen gökyüzü ve güneştir 

Terlediğinde alnına bez koyan bir el 

Dost sesi, bir de volta arkadaşıdır 

Bu da yaşamın bir sınavıdır dersin

Unutmamalısın çocukken oynadığın oyunları 

Bayram şekerlerini 

Diri tut okuduğun kitapları 

Söylediğin şarkıları ki 

Ayhan Bozkaya'dan gelen şiir: "Hep bir gizem, bir arayış Bir hikaye, bir anlatıdır Hakikat.

14.06.2026

Sevgili Arkadaşım,

Sergine davetlisin başlıklı mektubunu aldım. Tekrardan değerli emekleriniz için teşekkürler. 

              Bende, bizde durumlar iyi.  1 hafta önce 30 yıllık bir arkadaşımız tahliye oldu buna çok sevindik. Ayrıldık diye de üzüldük. 

Zeynep Güneç'ten gelen mektup ve şiir: "Gülerek ölmek"

Tekrardan selam

Nasılsınız demektense her daim iyi olmanızı dilerim. Biraz geç de olsa bana yolladığınız kitapları aldım ve okudum. Tekrardan çok teşekkürler. Ve ayrıca “haykırış” adlı tiyatroyu kitap olarak yayınlamanız çok güzel bir şey. Okudukça bazı şeyleri unutmamamıza vesile oldu. Maalesef hala töre adı altında ya da sokaklarda yüzlerce masum insan ölüyor. Bu ne zaman durur bilinmez ama bu yaşanan vahşetleri birinin haykırması, en azından belki bir nebze de olsa örnek olur herkese diyelim. 

Tutsak Şair Yazar Miran Şevger'den Bir Şiir ile Bir Deneme: "Yalan" ve "Aşk"

YALAN

Muammalara yenildik

Ve solgun

Bir zelzele tuttu bizi

Canımızdan

Avunmayı öğrendik

Suskun

Ve küskün kalmayı…

Boğukluğunda yaşama istencimizin

İnkar etmedik asla

Sevdalı yanımızı

Kasvetli günlere inat

Dağa, taşa

Ve arşın tacına astık

Alazında sevdamızı

Ve bakidir hâlâ tutkumuz…

 

Çisentisinde ela gözlerin

Konarken yazgının burgacında

Yitik şafakların tanıklığı

Kanımıza dokundu

Ve biz

Çorak diyarlarda karşıladık

Ömer Duman'dan gelen şiirler

SENİ BULMAK

Yalnızlığımın ucubesinde

Kendimi yitirmeden

Bulsam seni

Ve gökkuşağı rengi gözlerine sığınsam

Ve sonra içimde birikmiş

Çığlığı haykırsam sana…

              15.10.2020

***

YAĞMUR VOLTASI

Bir bahar yağmuru voltasında

İlk sen düştün aklıma

Sonra bir parça hüzün

Öyle sırılsıklam

Ve öyle kızıl

Ürperdim…

İşte o an;

Gözlerine bakmak istedim…

***

Kum Saati

KUM SAATİ

İnsan ruhunu dinginleştiren deniziyle küçük bir sahil kasabasıydı. Yirmiyi geçmeyen renkli yapıları özenle yerleştirilmişti deniz kıyısına. Büyüleyici ve etkileyici bir varlık oluşturuyordu her biri. Enerjinin katılaşıp madde halini almış en güzel örneklerini teşkil ediyorlardı. Aynı zamanda huzur aşılayan bir güce sahipti bu kasaba. Hangi olgunun onu buraya getirdiğini bilmiyordu. Fakat böyle bir yeri ömründe bir daha göremeyeceğini biliyordu. Bu kasabaya yerleşmeyi bir şans sayıyordu kendine.

"SİYAH, BEYAZ VE GRİ"

02.01.2026

SİYAH, BEYAZ VE GRİ

              Siyahı kötülük, beyazı iyilik olarak adlandırdığımda; şu an toplumumuzdaki insanlarda iyilik ve kötülük o kadar karışık ki gri rengine dönüşmüştür. Gri rengi belirsiz ve gizemli bir renk. Şu an toplumumuzda yaşanan bazı acı verici ve insanlık dışı olayların, beni derinden üzdüğünü belirtmek isterim. 

Sara Erol yazdı: "SELO VE UÇURTMA"

SELO VE UÇURTMA

Annesi ile beraber köhne bir hanın tek odalı bölmesinde yaşayan Selo, yaklaşık bir buçuk litrelik bir sürahi boylarında, patates kafalı, kalın kara kaşları yüzünün üçte ikisini toplayan, kalan üçte birlik boşlukta ise kocaman sürmeli gözler ve kaba bir burun olan birisiydi. Boyu yaşadıkları odanın tek sürahisiyle eşit olduğuna göre iki buçuktan üç yaşına girmesine çok kalmamış olsa gerekti. 

Tutsak yazar Nuri Akbulut'tan "Aşk ve Meşk" hakkında bir deneme

AŞK NEDİR MEŞK NEDİR

Aşk nedir, bilmiyorum. Bilmiyorsam niye soruyorum? Sormazsam biliyorum demektir. Bu yüzden soruyorum. Sorunun cevabını arıyorum ama hangi zihnimle? Çünkü tek bir zihnim yok; duygusal, sosyal ve analitik yönleri olan çok katmanlı bir bilince sahibim.

Analitik zeka tek başına kaldığında yanılabilir, hatta yalan üretebilir. Doğruya yaklaşmak için duygusal ve sosyal zekayla birlikte çalışması gerekir. Bu birliktelik oluştuğunda “demokratik bir bilinç” ortaya çıkar. Aşk gibi bir soruya ancak böyle bir bilinçle yaklaşılabilir.

Şerivan Al Mahmud'tan gelen şiir ve resim: "Güneşe bakan çiçekler"

02.01.2026

Görülmüştür Ekibi ve Okuyucuları’na

              Öncelikle sizlere saygı ve sevgilerimi gönderiyorum. Yeni yılın heyecanıyla sizi kucaklıyorum. 

              Yeni yılınızı en içten dileklerimle kutluyorum:) Yeni yılın dünyaya Barış ve Huzur getirmesini diliyorum. 

GÖKYÜZÜNE AÇILAN NEFES BORUSU Duvarları Delen Empati: Çizgiler ve Günlüklerle Özgürlük Arayışı

Duvarları Delen Empati: Çizgiler ve Günlüklerle Özgürlük Arayışı

Görülmüştür Kolektifi kurucularından Adil Okay’ın tutsakların mektup ve çizgileriyle hazırladığı "Duvarları Delen Çizgiler – Tutsak Çizerlerin Özgürlük Temalı Karikatürleri" ve "Korona Günlerinde Mahpusluk - Tutsakların Korona Günlükleri" adlı kitaplar, sadece kâğıda dökülmüş kelimelerden veya çerçevelenmiş imgelerden ibaret değildir. Bu, dört duvarın arasına sığdırılmak istenen insan onurunun, sanat ve dayanışma aracılığıyla gökyüzüne açtığı bir "nefes borusu"dur.

Tutsak şair Hasan Kılıç'tan yeni şiirler: "Yasaklıymış kalemin dili"

“Hasretle yazılan mektuplar

Ulaşmamış bekleyen adreslere

yasaklıymış kalemin dili

Mazgalda özlemin izi

Zarfta özgürlüğün hasreti kalmış”

 

TANIK: KALEM

Sana yazdığım şiirlerin tanığı

çıkmış aleyhime ifade veriyor

Sen yazdın bunları sen

ben değil diyor

**

 

Çıplak ayaklı sözlerim

cam kırıklara basılı dizelerim

“Dört odalı yüreğim.”

Bulutsuz gözyaşı şiirlerim

**

 

SÜVEYDA

Güneş yuvasını kaybedince

Bulutlar düştü gözlerime

Tutsak yazar Metin Turan'dan yeni bir kitap: "DİBİN UCU"

Metin Turan’dan Okura Sesleniş:

Bu satırları 04 Ekim’de, bulutlu bir havanın basıklığında yazıyorum. Saat 14.20… Fakat ortalık akşamüstü renginde.
“Çok sürmez; az sonra yağmur yağar ve hiç hesapta yokken, taptaze bir güneş vurur avluya. Karartma içini,” diyorum;
“içeriyi enfes bir toprak kokusu sarar ve sen o kokunun ardından gidip hayatın, insanların, hikâyenin peşine düşersin.
Bir ‘muhayyel arkadaş’, öyküsüyle birlikte camını tıklatır.”

Engin Bulut'tan aforizmalar... "HAVALANDIRMAYA ÇIKIP ÖNCE JİLETLİ TELLER ÜSTÜNDE ETRAFI İZLERKEN GÜVERCİNE BAKTIM. "

… TUTUKLU KALMIŞ YARINLARIMA, “… YARA BERE İÇİNDEYİM, BİR UÇURUM DİBİNDEYİM, ELİM UZAR ELİN ÇEKER…” ŞARKISININ NOTALARI EŞLİĞİNDE ÜZÜLÜRÜM; DİLİMDE BİR YANMA OLUŞUR, “… YARAM KANAR KANAR…”

 

NEFES OL BANA,

              NEFESSİZ KALMIŞÇASINA TÜKETEYİM SENİ!..

 

… BUGÜN HAVA YİNE SOĞUK

İÇİMDEKİ KARANLIK BÜYÜMEKTE

KİN, ÖFKE, İNTİKAM

ADI HER NE OLURSA OLSUN KUSULAN;

GÜNDEN GÜNE BENİ BİLEMEKTE,

YALNIZLIK İSE

ADINI KOYAMADIĞIM

31 Yıl Tutsaklığın Ardından: Kanat Çırpışında Yankılanan Yalnızlık

31 Yıl Tutsaklığın Ardından:

Kanat Çırpışında Yankılanan Yalnızlık

Hasan Şahingöz yazdı 

              Son 21 yılı tek kişilik hücrede olmak üzere, hapisliğimin 31. yılındayım. Biz mahpusların delirmemesi, oyalanacak bir şeylerinin olması için olsa gerek, yeni tip hapishanelerde kafes kuşu beslemek serbest. Bu yüzden cezaevlerinin kantinlerinde, kuş kafesi, kuşyemi, gaga taşı, tünek, yuvalık vs. de satılır. 

Tutsak şair Hasan Şahingöz yazdı: "SAHİ, SİZE YABANCI GELMEYEN NEDİR?"

“Ben bir çevreciyim; çevreyi, havayı, toprağı, suyu, ormanları ve bütün yeşil alanları ilgilendiren hiçbir şey bana yabancı değildir.”

SAHİ, SİZE YABANCI GELMEYEN NEDİR

              Antik çağda Romalı Terentius, “Ben insanım, insanı ilgilendiren hiçbir şey bana yabancı değildir” demiş.