ÇOCUK ÇIĞLIĞI

ÇOCUK ÇIĞLIĞI

Geceyi bir çocuk çığlığı yırtar

Sokaklar sessiz, ışıklar kapalı, gece sağır

Canevimde kopar fırtına

Kanlar saçılmış etrafa

Bir çocuk bağırır sokağa gecenin karanlığında

Gece hayın bir sessizliğe bürünmüş

Duyan yok çocuğun sesini

Gece,

                korkunç bir sessizliğe bürünmüş

Bütün sokaklar suskun

Yok oluyor çocuğun çığlığı

Kimse duymadığı için

...

Taner TİP

Çorum hapishanesinde yazılan bir şiir: "İki kadın"

İKİ KADIN

 

Bir düşten uyanmıştı iki kadın

Kalabalık iki şehir gibiydi saçları

Bohçalara hüzünlerini doldurup ertelemişlerdi zamanı

Suskunluk düşmüşlerdi aynadaki yüzlerine

Gölgeleri birlerini izlerdi yorgun sokaklarda

Kolları yorgun bekliyordu gelecekleri

Güneş vururken ısısını dağlara

Her sabah bir ağacın dallarından aşk toplardı elleri

Elleri aşk kokardı

Mevsimden mevsime göç etmiyordu artık kuşlar

Bir şehir iki kadın kalbi taşırdı sokaklarıyla

 

Süleyman YILDIRIM

55 TUTSAKTAN 55 MISRA

 

55 TUTSAKTAN 55 MISRA...

Görülmüştür Kolektifi ve redfotoğraf grupları olarak hazırladığımız “içerden dışarıya-dışardan içeriye fotoğraf köprüsü” sergisi için tutsakların yorumlarından 1’er cümle- mısra alarak oluşturduğumuz ortak şiir... 

 

İÇERDEN DIŞARIYA...

Zamanın sırlarını emmiş duvardan

Bu hayatımı özetliyor zaten

Bir cocuğun soran bakışları, bir yaşlı kadının acısı

Suların derin sessizliği

Öğleden sonraları en direnişçi an’lardır.

Şimdi daha iyi anlıyorum

Bir kurşunla vurulmadan

Osman Uludağ'dan yeni bir kitap: Tutsakların öyküleri... "Koğuşlardan... Hücrelerden"

Osman Uludağ'ın hazırladığı "Koğuşlardan Hücrelerden" adlı kitaba yazdığı önsözden bir bölüm:

(...) Elinizdeki kitap ise hapishanelerdeki olayların, kimi hüzün, kimi mizahi dillerle yazılmış öykülerinden oluşmaktadır ve  “Hapishane hikayeleri” serisinin ilk kitabıdır.

Hasta tutsak Mehdi Boz'dan gelen iki şiir

EY ASİ ÇOCUK

Issızdı geceler

Tenhaydı karanlık sokaklar

Kurulmuştu tezgahlar

Dağlar yankılanıyordu

Gerillanın mermisiyle

Kaç zamandı 

Korkaklar pusudaydı

Yıldızlar güneşe doğru yol alırken

Ve ne güzel bir bahar esintisi

Esiyordu

Ey Asi Çocuk

Hani

Devrime sözün vardı

Barikatlar arkasında

Ve

Dağlarda göğüs göğüse

Vuruşurken

Bir korkağın 

Zehirli mermisiyle

Vurulmuştun

Ve 

Leş kargaları

Tutsak yazar Seyit Soydan'ın yeni romanı: "Yaban Otu"

Tanıtım Yazısı

"Doğudan batıya, güneyden kuzeye savrulan, köklerinden koparılmış insanların hikâyesini anlatıyor Yaban Otu. Havaya, suya ve ateşe yazılan destanlarla günümüze kadar gelen çağdaş bir mit de sayılabilir aslında.

Cemal Süreya'nın, “Fırat suyu bütün bir bölgeyi/ Takma adlarla dolanmak/ Zorundadır.” Dizelerinde olduğu gibi romanımızın kahramanı da kadın ve Kürt kimliğiyle var olmaya çalışırken aynı dilemmayı yaşar.

Hasta tutsak Resul Kocatürk'ün kitabı yayınlandı: "Tımarhanede 22 Gün"

Yaklaşık yirmi yıldır, cezaevlerindeki sorunlara değinen bir köşem gazetelerimizde yayınlanıyor. Böyle bir köşenin yazarı olmamda kendimin de 10 yıl kadar cezaevinde kalmış olmamın bir rolü olup olmadığını pek tartışmak istemesem de, ülkemizde her gün özellikle ‘içeride’ yaşanan hak ihlallerinin yoğunluğu böylesi bir köşeyi elzem kıldı. “İçeriden” köşemiz üzerinden şimdiye kadar binlerce tutsak ile mektuplaştım.

"Artık, aklım kalbim kadar yormuyor bedenimi…"

ENGİN BULUT’TAN YENİ YIL DENEMELERİ

Zaman hastane koridorlarında çok yavaş, doktorun odasında ışın hızıyla geçiyor…

Asgari ücretle çalışmakla yaşamak arasında çok fark var. Asgari ücretle çalışıp emeğinin karşılığını-hakkın olanı almakla, kendini avutmanın arasında da çok fark var…

Evdeki çekyatı ısınmak için kırıp yaktım, yatma vakti gelince anladım ki, üşümek daha güzelmiş…

İnsan sıyrılamıyor lavabodan, tuvalet kağıdına gelen zamlarla alakası yoktur…

Fotoğraf makinesi+ Kalem+ Haber+ Hapis=Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü Yılı

Tutsak yazar ve karikatürist Ömer Özdurak'tan gelen şiir: Adı Saklı

ADI SAKLI

düşler kitabında
bir eski fotoğraf gibi
unutulan sararan
içine düştüğüm sevda labirenti
yalnız, kör sokaklar
kim bilir hangi asi rüzgar dolanır saçlarında
ben, bu düşte sana deli, sana divane
sensizlik kıyılarında
kelamsızlık yemini etmiş bir dengbêj
uzam ve zaman
bana cellad, bana zindan
ateş mavisi gözlerini çevir gözlerime
yoksa bu düş kitabında
bir ağaç misali

dökülür tüm yapraklarım
 
***
 

Merdivendeki İz

Bugün doğum günüm. 60 yaşıma girdim. Uzun sayılabilecek uzun bir yaş. Bir su damlası gibi. Hiç evlenmedim. Bir halam vardı, dili acı söyleyen bir halam; “evlenmemiş kızdan korkmayacaksın” derdi. Neden böyle söylediğini hiç açıklamaz, dik dik gözlerimin içine bakardı. O küçük yaşlarda korkutmuş olacak ki, takıntılı biri olup öyle büyümeye başlamıştım. Halam göçüp gitmişti. Onunla birlikte birçok sevdiğimi de… Hepsi iz bıraktı, ama en çok halam dokundu aklıma. Adeta kendisine benzetti beni, ya da ben benzemek istedim. O yıllarda beni de terapilerine götürürdü.

Güneşe Asılan Mahpuslar

" Hücre yaşamının olmazsa olmazı yarım saatlik sabah voltası ardından başlayan ve 12:00’ye kadar süren ‘sessizlik saati’ içinde yapacağı işleri gözden geçiren Tekin, José Saramago’nun Körlük ve Görmek isimli romanları hakkında yapmayı planladığı inceleme yazısı için aldığı notları tasnif etmeye başladığı anda nal seslerini andıran gürültüyle irkildi. Tekin’den önce hareketlenen Tufan: “Eyvah! Havalandırmayı atlı gardiyanlar bastı. Bir bu eksikti!” diyerek kahkahayı basınca durum anlaşıldı.

Konya hapishanesinden gelen şiir: "BÜYÜT GÖZYAŞINLA ÖZLEMİMİ"

BÜYÜT GÖZYAŞINLA ÖZLEMİMİ

Gözyaşlarım var yaprakların üstünde.

Güle değil de, dikenine düştü özlemim.

Gözyaşlarım gözlerine emanettir.

Bilirim değer verirsin emanete.

Bir yanımda dağlar,

Bir yanımda hasretin var.

Gözyaşlarımla öpmek isterim seni

Yanaklarını ıslatarak, yüzünü okşayarak

Sabrımı dağlara ektim gözyaşlarımla beraber

Büyüttüm hasretinle yeşerttim, dili olsa da konuşsa

Anlatsa beni sana hasretim..!

Buharlaştı ruhum, yarım kaldım.

Eksildim sensiz anlatamıyorum ama bil istiyorum..!

İçeriyi dışarıyla buluşturan kitap: Cennetin Güzellikleri Cehennemde Yaratılır

Ağır hasta tutuklu Erol Zavar’ın şiirlerini fotoğraflarla eşleştirerek, “Cennetin Güzellikleri Cehennemde Yaratılır” kitabını çıkaran Özcan Yaman, amacının demokratikleşme sürecinde içeride ve dışarıda yaşananları görünür hale getirmek olduğunu ifade etti. 

Tutsak yazar şair Murat Türk ile Tülin Şahin Okay'ın ortak çalışması "Su da susar" okuyucuyla buluştu

Teşekkür

Tutsak yazar şair Murat Türk ile Tülin Şahin Okay'ın demir parmaklıkları, sansürü otosansürü aşarak hazırladıkları, Gorulmustur kolektifi olarak bizim de emegimizin gectigi kitabın tanıtım toplantısına ilgi yoğundu.

Emegi geçenlere, bizi yalnız bırakmayan dostlara, kurum, sendika, dernek temsilcilerine, Yeşil Sol parti Mersin milletvekili adaylarına, Mersin Cemevi'ne, IHD'ye, Akdeniz Sanat kolektifi'ne, Sözyüzü grubuna, sanatcı arkadaşlara ve Sokak kitap evi emekçilerine teşekkür ediyoruz.

***

Kitap hakkında:

Bir tutam saç

Sona Mengütay hakkında 

1974 Kars Susuz Büyükçatak Köyü'nde doğdu. 1993'te özgürlük mücadelesine katıldı. 1996'da DGM'de yargılandı ve tutuklandı. Müebbet hapis cezası aldı. 26 yıldır mahpus. Birçok hapishanede kaldı. 2016'dan beri Kandıra 1 No'lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Hapishane'de.

Kara kuzgun

Tutsak yazar ve şair Samî Özbil'den yeni bir roman...

Kara Kuzgun Kitap Açıklaması:
1864 yılı baharı. Çerkesler Adıge topraklarından tarifsiz bir zulümle çıkarılıyor. Direni ve ihanet kol kola. Sonrasında dönemin İstanbul’una gidip kendimizi Zişan’ın, Aksara’nın ve Çestav’ın trajik hikayesinin içinde buluveriyoruz:

Dr. Ayhan Kavak "Su da susar" için yazdı: İMBİKTEN DAMITILAN SÖZÜN FOTOĞRAFLARLA BÜTÜNLEŞMESİ

Anlam yüklü bu başarılı çalışmayı biz okurlarıyla buluşturan Murat Türk ve Tülin Şahin Okay’a ne kadar teşekkür etsem azdır. İmbikten damıtılan sözün fotoğraflarla bütünleşmesi heyecan verici. İnsanın bakış açısını enginleştiren, hayata, doğaya ve insana dair yaklaşımları sorgulayan bu kitabın edinmenizi / okumanızı ve şiir-fotoğraf terkibinin uyuşumuna tanıklık etmenizi salık veririm.“

Ayhan Kavak

Tutsak şair Murat Ortaç'tan 3 şiir: "SESSİZ VE SENSİZ, AN, AŞKIN SEMAHI"

SESSİZ VE SENSİZ

Nice Babiller yıkıldı

Sensiz yüreğimde

Açmaz oldu güller

Gönlümün Asma Bahçeleri’nde

 

Bürünürken hüzne

Mateminden

tersine açar oldu laleler

Ülkemin dağlarında

 

Doğmaz oldu Simurg

küllerinden artık

dalgalanmaz oldu kanatlarım

rüzgarıyla yüce dağlarımın

 

Oysaki

hüzünlü bir vedaydı

yalnızca senden payıma düşen

öylece

Sessiz ve sensiz…

***

AŞKIN SEMAHI

Gel de son bulsun bu Ayrılık

"Kusursuz Cinayet"

Tutsak yazar Erdal Süsem'in "Kusursuz Cinayet - Gölgeler ve Suretler" adlı romanı Navis yayınlarından çıktı.

iletişim:

ERDAL SÜSEM

F TİPİ HAPİSHANE, EDİRNE

Romandan kısa bir alıntı:

"Pusuya düşüp kurşunlanan, iki ateş arasında kalan, evinden ayrılırken gözaltına alınıp kaybedilen, işkencede öldürülen insanlar geldi gözlerinin önüne. Bu esnada, hıçkırıklarla soranlara anlatıyordu Tuğba; yamaçtan dönerken nenesinin ayaklarının birbirine dolanmasıyla, tepetaklak düşüp dereye taslara vura vura yuvarlandığını."

Türkan Elçi ve Mavi Karga

“Bu hikaye ile Türkan Elçi kendi yarasını anlatır bize. Derdini, kalemi ile kelamıyla, yüreğiyle anlatır; paylaşır. İşte tam da bu yüzden umutluyum. Çünkü insan derdi kadar büyük olur. Derdi olanlar ancak arayış sahibi olur, mücadele eder, direnir ve dertsiz bir dünyanın hayalini kurar.”

Orhan ÇAÇAN 2 Nolu T Tipi Hapishane

Şakran/Aliağa/İZMİR

 

***

MAVİ KARGA

Enkaz altında kalan ve enkaz üstünde bekleyen canlara…

DEPREM

(Bir Ses Bir Nefes)

“Enkaz altında kalan ve enkaz üstünde bekleyen canlara…”

Hava soğuk üşüyorum anne. Bir gece sabaha doğru rüyam bir anda bölündü, sallandım ama bebekliğimin beşiği değildi. Rüyam en güzel yerinden kanadı anne. Enkazın karanlık, havasız, soğuk ve ıssız yığınları beşiğim oldu. Hiç bu kadar korkmamıştım. Ninemin zelzele deyip durduğu benim bir türlü anlamadığım o acı hikayedeki kelimenin deprem olduğunu anladım artık. Ama artık çok geç.

SESSİZ VE SENSİZ

SESSİZ VE SENSİZ

Nice Babiller yıkıldı

Sensiz yüreğimde

Açmaz oldu güller

Gönlümün Asma Bahçeleri’nde

 

Bürünürken hüzne

Mateminden

tersine açar oldu laleler

Ülkemin dağlarında

 

Doğmaz oldu Simurg

küllerinden artık

dalgalanmaz oldu kanatlarım

rüzgarıyla yüce dağlarımın

 

Oysaki

hüzünlü bir vedaydı

yalnızca senden payıma düşen

öylece

Sessiz ve sensiz…

 

Murat ORTAÇ

Yolculuk

YOLCULUK

“Musa-yla yola çıktığımızda

Mısır ağladı ardımız sıra

Aten güldü deli dolu

devrimci bir edayla

 

Kadeş-te iki kardeş çobandık

baş başa verdik

ne olacak bu dünyanın hali

dedik

tartıştık

 

o taş dedi

ben toprak

 o tanrı dedi

ben yaprak

araya Yehova girmeseydi

el bombalarının çekilmişti pimi

 

anlaştık sonunda

volkan tanrısının huzurunda

kurbanı, töreni yasakladık

-ki o zaman