Tutsak yazar Leyla Atabay'ın "Çaylak Filozof"u
Kitap Tanıtımı
ÇAYLAK FİLOZOF
Kitap Tanıtımı
ÇAYLAK FİLOZOF
RÜYA İÇİNDE UYKUSUZ
Üç mevsim üç yönün silinip yok olan hüzünlü tarihine doğru
Sadelikle akmayı bilen ırmakların koynundan balıklarla
Ama güneşte sükûnetle açan çiçeklerin hatırasını da unutmadan
Varoluşun kavmine göçmek halinin keskin bilgisiyle
Çocukluğundan beri aç nefesini uzun tutan
Ve dahi rivayetlerde adı hep yalnızlığın nizamıyla çağrılan
Kimyasıyla eşsiz dünyanın aslını sayfalardan çıkararak
Ateş hattının ön saflarında su ve yosunla bir olup
Toprağın sırrı geyiğin dedikleriyle yeniden öğrenmek için
Görülmüştür notu: Şiir "Esmiyor- Ekolojik İsyan" adlı sergimizde yer almıştır.
– İsyana Döner Yerküre –
02/08/2026
Döne döne devinip gidiyor
ya şu yerküre
yanan güneşin çevresinde
dönmekten sersemlemiş
bir gezegen misali
Belleğimize tebelleş eden
bir bazı yanlışlar
zuhur ediyor
doğrusal uzamlara itilmiş
cevapsız sorulara
mahal vermeyen
Bütün bu azametin
DUVAR YAZISI EDEBİYAT KAYINTISI
LXIII
Madde 621: Fernando Pessoa, “Ben şiirsel yetileri olan bir filozof değil, felsefeyle hayat bulan bir şairdim. Şeylerin güzelliğine hayran olmaya, evrenin şiirsel ruhu, küçücük şeyler aracılığıyla algılanamaz olanın peşinden gitmeye bayılırdım” diye tanımlar kendini.
SİHİRLİ ADA / SARMAŞIKLAR ADASI
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür Sanat Dergisinin Ekim Kasım Aralık 2026 sayısı elimize ulaştı
Dergiyi okumak için bağlantı: https://drive.google.com/file/d/10bd_erZeEiWsVp0pveByC7vlNPbDAIne/view?usp=sharing
KORKU
Karanlığın hükmü sökün ettiğinde mezarlığa daha çok yaklaşmıştı. Oraya vardığında göz gözü görmeyecekti.
Mezarlıklar çocukluğunun korkulu rüyası olmuştu. Büyüklerinin anlattığı hüzün dolu hikâyeler, cin, peri, mezarlık hikâyeleri beyninde hiç silinmeyecek bir iz bırakmıştı. Ne zaman yalnız kalsa tüm o hikâyeler aklına üşüşüyor, yüreğini dört nala koşturuyordu.
Yolda oyalanmadan acele etmesine ve hızlı yürümesine rağmen mezarlığı aydınlıkta geçmeyi başaramamıştı.
Gündüzleri de korkardı mezarlıklardan ama gece gibi değildi.
İskender Karaman
Doğaya Saygı ve Dayanışma
Dünyamızda yaşanan doğal afetleri büyük bir üzüntüyle izliyorum. Açık bir iklim kriziyle karşı karşıyayız; canlı veya cansız her şey gözlerimizin önünde yok oluyor. Ağaçların vatanı olmaz, evrenseldir. Dünyanın neresinde bir ağaç yansa veya canlılar zarar görse içim parçalanıyor. Biz insanlar olmasaydık bu kriz de yaşanmayacaktı.
İHTİYAR ZEYTİN AĞACI İLE KÜÇÜK ÇOCUK
HAYALETLER
Bombalar altında çakılıyım toprağıma
Ekmeğim tuzsuz, gökyüzüm paramparça
Yitik bir masalda anılarım
Sokaklarım, limon çiçekleri ve zeytinler
Kutsal inançların kadim şehri,
Çakılıyım toprağıma
Bazen kor,
bazen kül oluyor bedenim
kanım sunaklarda tanrılara sunuluyor
Sesim seste kayboluyor
Çakılıyım toprağıma
Kemiklerime yapışan etimin aşa
kuruyan ağzımın
çatlayan dudaklarımın suya hasreti
damağımda biriken acı tat ile
Çakılıyım toprağıma
SİHİRLİ ADA / SARMAŞIKLAR ADASI
ÖFKE
Ocak ayın ortası
Kış güneşi kırılmış
gün boyu üstümüze çöken, dolaşan o
kasvetli ağır hava
yerini denizden esen poyraza bırakıyor.
Yağmur yüklü kapkara bulutlar
beyaz yünlü oğlaklar gibi
koşup oynuyor gökyüzünde.
Uzaklarda doğan/batan o güneş
günü belirleyen
nostaljik bir melodi fısıldıyor
elleri kelepçeli mapus yatanlara.
Binlerce yıldır dinmeyen
bitmeyen bir öfke isyan oluyor.
Her dinden, her mezhepten, her ırktan ve sınıftan mapus barındırıyor
coğrafyamızın zindanları…
Gebze Hapishanesi’nde hocayla yaptığımız bir sohbet esnasında, “Esas olarak gelecek nesiller için yazıyorum. 50 yıl sonra kitaplarım bugünü anlamak için kaynak olarak kullanılacak” demişti.
Hoca çok güçlü bir tarih bilincine ve derinlikli bir stratejik bakışa sahipti. “50 yıl sonrası için yazıyorum” sözü de ondaki bu uzun vadeli bakışın bir göstergesi aslında.
Serdestan, bu yılın şiir müjdesi
“Cengiz Sinan Çelik çeyrek yüzyıldır tutsak; Serdestan ise dışarıya saldığı güvercinler gibi; kelimeleri kanatlı olmaya özenli... Çelik de öncekiler gibi eski ozanların destan mirasına talip oluyor. Başka deyişle, ‘ölü geçmişin yaşayanlar üzerine çöken kâbusu’na da talip; şiirin olanaklarıyla onunla yüz yüze gelmeyi gelecek için yeni hayaller kurmayı deniyor.”
***
İkbal Kaynar
DİPSİZ KUYULAR
Bir gün, bu kuyu da ışığa kavuşur, bayram yerine döner yüzler
"Görülmüştür" kitap sayfaları, ranza altları
Umudun rengi, düşlerinin özeti
Görülmeyen gökyüzü ve güneştir
Terlediğinde alnına bez koyan bir el
Dost sesi, bir de volta arkadaşıdır
Bu da yaşamın bir sınavıdır dersin
Unutmamalısın çocukken oynadığın oyunları
Bayram şekerlerini
Diri tut okuduğun kitapları
Söylediğin şarkıları ki
“O DUVAR”LARIN GERİSİNDEN FIŞKIRAN HAYAT, ENGELLENEMEZ![*]
“Biz böyle yıllardır vatanı
cezaevlerinden seyrediyoruz.
Tarihin en aydınlık çağında
ıpıssız bir adada unutulmuş gibiyiz.
Açıklardan geçip gitmiş
sıra sıra gemiler gibi yıllar.”[1]
14.06.2026
Sevgili Arkadaşım,
Sergine davetlisin başlıklı mektubunu aldım. Tekrardan değerli emekleriniz için teşekkürler.
Bende, bizde durumlar iyi. 1 hafta önce 30 yıllık bir arkadaşımız tahliye oldu buna çok sevindik. Ayrıldık diye de üzüldük.
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Temmuz-Ağustos-Eylül 2026 tarihli 60. sayısı elimize ulaştı.
Okumak için bağlantı: Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Temmuz-Ağustos-Eylül 2026 tarihli 60. sayısı
DUVAR YAZISI EDEBİYAT KAYINTISI
LXI - LXII
Madde 601: 1966 tarihinde Julia Kristeva, M. Bakhtin’in çalışmalarından esinlenerek “Metinlerarasılık” kavramını kullanarak bunun yaygın halede kabulünü sağlamıştır. Metinlerarasılık kendisinden önce yazılanlar ve yine söze gelenlere gönderme yapar.
Tekrardan selam
Nasılsınız demektense her daim iyi olmanızı dilerim. Biraz geç de olsa bana yolladığınız kitapları aldım ve okudum. Tekrardan çok teşekkürler. Ve ayrıca “haykırış” adlı tiyatroyu kitap olarak yayınlamanız çok güzel bir şey. Okudukça bazı şeyleri unutmamamıza vesile oldu. Maalesef hala töre adı altında ya da sokaklarda yüzlerce masum insan ölüyor. Bu ne zaman durur bilinmez ama bu yaşanan vahşetleri birinin haykırması, en azından belki bir nebze de olsa örnek olur herkese diyelim.
SAMİ ÖZBİL: ZİNDANDAN YÜKSELEN EDEBİYAT
Adil Okay
“Ne vakit paslansa kelimeler / Zorlansam yokluğunun imtihanında / Göğe açarım kollarımı / Yüzümde duymak için avuçlarını.” Sami Özbil
YALAN
Muammalara yenildik
Ve solgun
Bir zelzele tuttu bizi
Canımızdan
Avunmayı öğrendik
Suskun
Ve küskün kalmayı…
Boğukluğunda yaşama istencimizin
İnkar etmedik asla
Sevdalı yanımızı
Kasvetli günlere inat
Dağa, taşa
Ve arşın tacına astık
Alazında sevdamızı
Ve bakidir hâlâ tutkumuz…
Çisentisinde ela gözlerin
Konarken yazgının burgacında
Yitik şafakların tanıklığı
Kanımıza dokundu
Ve biz
Çorak diyarlarda karşıladık
SENİ BULMAK
Yalnızlığımın ucubesinde
Kendimi yitirmeden
Bulsam seni
Ve gökkuşağı rengi gözlerine sığınsam
Ve sonra içimde birikmiş
Çığlığı haykırsam sana…
15.10.2020
***
YAĞMUR VOLTASI
Bir bahar yağmuru voltasında
İlk sen düştün aklıma
Sonra bir parça hüzün
Öyle sırılsıklam
Ve öyle kızıl
Ürperdim…
İşte o an;
Gözlerine bakmak istedim…
***
İSKENDER KARAMAN
DUVARLARIN ARDINDAKİ YEŞİL DÜNYA VE VİCDANIN SESİ
KUM SAATİ
İnsan ruhunu dinginleştiren deniziyle küçük bir sahil kasabasıydı. Yirmiyi geçmeyen renkli yapıları özenle yerleştirilmişti deniz kıyısına. Büyüleyici ve etkileyici bir varlık oluşturuyordu her biri. Enerjinin katılaşıp madde halini almış en güzel örneklerini teşkil ediyorlardı. Aynı zamanda huzur aşılayan bir güce sahipti bu kasaba. Hangi olgunun onu buraya getirdiğini bilmiyordu. Fakat böyle bir yeri ömründe bir daha göremeyeceğini biliyordu. Bu kasabaya yerleşmeyi bir şans sayıyordu kendine.
02.01.2026
SİYAH, BEYAZ VE GRİ
Siyahı kötülük, beyazı iyilik olarak adlandırdığımda; şu an toplumumuzdaki insanlarda iyilik ve kötülük o kadar karışık ki gri rengine dönüşmüştür. Gri rengi belirsiz ve gizemli bir renk. Şu an toplumumuzda yaşanan bazı acı verici ve insanlık dışı olayların, beni derinden üzdüğünü belirtmek isterim.
SELO VE UÇURTMA
Annesi ile beraber köhne bir hanın tek odalı bölmesinde yaşayan Selo, yaklaşık bir buçuk litrelik bir sürahi boylarında, patates kafalı, kalın kara kaşları yüzünün üçte ikisini toplayan, kalan üçte birlik boşlukta ise kocaman sürmeli gözler ve kaba bir burun olan birisiydi. Boyu yaşadıkları odanın tek sürahisiyle eşit olduğuna göre iki buçuktan üç yaşına girmesine çok kalmamış olsa gerekti.
ZAVALLI KELİMELER
Nabzına kulak verin hayatın,
Suyun, toprağın,
Engin denizlerin
02.01.2026
Görülmüştür Ekibi ve Okuyucuları’na
Öncelikle sizlere saygı ve sevgilerimi gönderiyorum. Yeni yılın heyecanıyla sizi kucaklıyorum.
Yeni yılınızı en içten dileklerimle kutluyorum:) Yeni yılın dünyaya Barış ve Huzur getirmesini diliyorum.
AŞK NEDİR MEŞK NEDİR
Aşk nedir, bilmiyorum. Bilmiyorsam niye soruyorum? Sormazsam biliyorum demektir. Bu yüzden soruyorum. Sorunun cevabını arıyorum ama hangi zihnimle? Çünkü tek bir zihnim yok; duygusal, sosyal ve analitik yönleri olan çok katmanlı bir bilince sahibim.
Analitik zeka tek başına kaldığında yanılabilir, hatta yalan üretebilir. Doğruya yaklaşmak için duygusal ve sosyal zekayla birlikte çalışması gerekir. Bu birliktelik oluştuğunda “demokratik bir bilinç” ortaya çıkar. Aşk gibi bir soruya ancak böyle bir bilinçle yaklaşılabilir.
Erol Zavar
Koşulların Yarattığı Özlem
02.01.2026
Görülmüştür Ekibi ve Okuyucuları’na
Öncelikle sizlere saygı ve sevgilerimi gönderiyorum. Yeni yılın heyecanıyla sizi kucaklıyorum.
Yeni yılınızı en içten dileklerimle kutluyorum:) Yeni yılın dünyaya Barış ve Huzur getirmesini diliyorum.
Tacim Çiçek
Duvarları Delen Empati: Çizgiler ve Günlüklerle Özgürlük Arayışı
Görülmüştür Kolektifi kurucularından Adil Okay’ın tutsakların mektup ve çizgileriyle hazırladığı "Duvarları Delen Çizgiler – Tutsak Çizerlerin Özgürlük Temalı Karikatürleri" ve "Korona Günlerinde Mahpusluk - Tutsakların Korona Günlükleri" adlı kitaplar, sadece kâğıda dökülmüş kelimelerden veya çerçevelenmiş imgelerden ibaret değildir. Bu, dört duvarın arasına sığdırılmak istenen insan onurunun, sanat ve dayanışma aracılığıyla gökyüzüne açtığı bir "nefes borusu"dur.
“Ben bir çevreciyim; çevreyi, havayı, toprağı, suyu, ormanları ve bütün yeşil alanları ilgilendiren hiçbir şey bana yabancı değildir.”
SAHİ, SİZE YABANCI GELMEYEN NEDİR
Antik çağda Romalı Terentius, “Ben insanım, insanı ilgilendiren hiçbir şey bana yabancı değildir” demiş.
Ferhan Mordeniz
Sanat Biraz da Politik Estetiktir
Eski bilgelerin siyaseti bir yönetim sanatı olarak nitelemeleri, insanın toplumsal refahına ve özgürlüğüne dair bir bilme tecrübesine erişmişlerdi ki, bu benzetmeyi sanatın estetik zekasını esas alarak geliştirmişler.
ÖLÜMLÜ AŞKIN ÖYKÜSÜ (ROSÎDA AZAD)
Gerçek yaşanmış bir öykü.
20.02.2026
“Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde!..”
Yıllar yıllar önce,
Bir şubat ayının son haftasında
“Hasretle yazılan mektuplar
Ulaşmamış bekleyen adreslere
yasaklıymış kalemin dili
Mazgalda özlemin izi
Zarfta özgürlüğün hasreti kalmış”
TANIK: KALEM
Sana yazdığım şiirlerin tanığı
çıkmış aleyhime ifade veriyor
Sen yazdın bunları sen
ben değil diyor
**
Çıplak ayaklı sözlerim
cam kırıklara basılı dizelerim
“Dört odalı yüreğim.”
Bulutsuz gözyaşı şiirlerim
**
SÜVEYDA
Güneş yuvasını kaybedince
Bulutlar düştü gözlerime
Metin Turan’dan Okura Sesleniş:
Bu satırları 04 Ekim’de, bulutlu bir havanın basıklığında yazıyorum. Saat 14.20… Fakat ortalık akşamüstü renginde.
“Çok sürmez; az sonra yağmur yağar ve hiç hesapta yokken, taptaze bir güneş vurur avluya. Karartma içini,” diyorum;
“içeriyi enfes bir toprak kokusu sarar ve sen o kokunun ardından gidip hayatın, insanların, hikâyenin peşine düşersin.
Bir ‘muhayyel arkadaş’, öyküsüyle birlikte camını tıklatır.”
Tekirdağ Cezaevi tutsaklarınca elle yazılıp mektuplarla dağıtılan Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Nisan-Mayıs-Haziran 2026 tarihli 59. sayısı elimize ulaştı.
Okumak için bağlantı: Ümüş Eylül Kültür-Sanat dergisinin Nisan-Mayıs-Haziran 2026 tarihli 59. sayısı
… TUTUKLU KALMIŞ YARINLARIMA, “… YARA BERE İÇİNDEYİM, BİR UÇURUM DİBİNDEYİM, ELİM UZAR ELİN ÇEKER…” ŞARKISININ NOTALARI EŞLİĞİNDE ÜZÜLÜRÜM; DİLİMDE BİR YANMA OLUŞUR, “… YARAM KANAR KANAR…”
NEFES OL BANA,
NEFESSİZ KALMIŞÇASINA TÜKETEYİM SENİ!..
… BUGÜN HAVA YİNE SOĞUK
İÇİMDEKİ KARANLIK BÜYÜMEKTE
KİN, ÖFKE, İNTİKAM
ADI HER NE OLURSA OLSUN KUSULAN;
GÜNDEN GÜNE BENİ BİLEMEKTE,
YALNIZLIK İSE
ADINI KOYAMADIĞIM
RÜYA
İki elimde su
birleştirdim ellerimi
sızıyor parmaklarımdan
azalmıyor su
bakıyorum
31 Yıl Tutsaklığın Ardından:
Kanat Çırpışında Yankılanan Yalnızlık
Hasan Şahingöz yazdı
Son 21 yılı tek kişilik hücrede olmak üzere, hapisliğimin 31. yılındayım. Biz mahpusların delirmemesi, oyalanacak bir şeylerinin olması için olsa gerek, yeni tip hapishanelerde kafes kuşu beslemek serbest. Bu yüzden cezaevlerinin kantinlerinde, kuş kafesi, kuşyemi, gaga taşı, tünek, yuvalık vs. de satılır.
“Ben bir çevreciyim; çevreyi, havayı, toprağı, suyu, ormanları ve bütün yeşil alanları ilgilendiren hiçbir şey bana yabancı değildir.”
SAHİ, SİZE YABANCI GELMEYEN NEDİR
Antik çağda Romalı Terentius, “Ben insanım, insanı ilgilendiren hiçbir şey bana yabancı değildir” demiş.
Drupal\Component\Utility\Html::decodeEntities() (Line: 1178)
Drupal\views\ViewExecutable->_buildArguments() (Line: 1328)
Drupal\views\ViewExecutable->build() (Line: 1452)
Drupal\views\ViewExecutable->execute() (Line: 1516)
Drupal\views\ViewExecutable->render() (Line: 119)
Drupal\views\Plugin\views\display\Block->execute() (Line: 1686)
Drupal\views\ViewExecutable->executeDisplay() (Line: 81)
Drupal\views\Element\View::preRenderViewElement() (Line: 65)
Drupal\views\Plugin\Block\ViewsBlock->build() (Line: 221)
Drupal\block\BlockViewBuilder::preRender()
call_user_func_array() (Line: 107)
Drupal\Core\Render\Renderer->doTrustedCallback() (Line: 914)
Drupal\Core\Render\Renderer->doCallback() (Line: 447)
Drupal\Core\Render\Renderer->doRender() (Line: 253)
Drupal\Core\Render\Renderer->doRenderRoot() (Line: 143)
Drupal\Core\Render\Renderer->{closure:Drupal\Core\Render\Renderer::renderInIsolation():142}() (Line: 638)
Drupal\Core\Render\Renderer::{closure:Drupal\Core\Render\Renderer::executeInRenderContext():638}()
Fiber->start() (Line: 639)
Drupal\Core\Render\Renderer->executeInRenderContext() (Line: 142)
Drupal\Core\Render\Renderer->renderInIsolation() (Line: 169)
Drupal\Core\Render\Renderer->doRenderPlaceholder() (Line: 206)
Drupal\Core\Render\Renderer->renderPlaceholder() (Line: 731)
Drupal\big_pipe\Render\BigPipe->renderPlaceholder() (Line: 501)
Drupal\big_pipe\Render\BigPipe->{closure:Drupal\big_pipe\Render\BigPipe::sendPlaceholders():501}()
Fiber->start() (Line: 508)
Drupal\big_pipe\Render\BigPipe->sendPlaceholders() (Line: 257)
Drupal\big_pipe\Render\BigPipe->sendContent() (Line: 116)
Drupal\big_pipe\Render\BigPipeResponse->sendContent() (Line: 403)
Symfony\Component\HttpFoundation\Response->send() (Line: 36)
Symfony\Component\Runtime\Runner\Symfony\HttpKernelRunner->run() (Line: 32)
require() (Line: 22)
require_once() (Line: 13)