DUVAR YAZISI EDEBİYAT KAYINTISI
LIX
Madde 581: Danimarka’nın Dünya Edebiyatı’nda tanınır olmasındaki büyük pay, Hans Christian Andersen’indir. Andersen’in edebiyat yolculuğu şiirle olmuşsa da romanlar da yazmıştır. Onu büyük yapan verimleri çocuklar için yazdığı masallardır.
Madde 582: 1835 tarihinde çıkardığı “Çocuklar İçin Masallar” adlı kitabının ilk baskısında sadece dört masal yer alır. O masallar geleneksel anlatılara benzemediğinden başta ciddiye alınmamıştır. Ardı sıra unutulmaz masal yazarı diye anılacaktır.
Madde 583: Andersen’in masallarına kaynaklık eden konuları Danimarka, Alman ve Yunan masallarından alırken, tarih ve mitolojiden de yararlanmıştır. Tabii bizatihi kendisinin yaratıları da o masallarda yer almıştır.
Madde 584: Andersen’in masal kahramanları içerisinde geleneksel motiflerin dışında kendisinin yaratısı, dikiş iğnesi, çaydanlık ve oyuncak gibi materyalleri masal kahramanına dönüştürmüştür. Ayrıca doğaya bakış açısını da masallarına yedirmiştir.
Madde 585: Andersen, masallara nasıl yaklaştığını şöyle dile dökmüştür “Ben masal yazarken küçüklere anlatırım. Bu arada, annenin ya da babanın da masalı çoğunlukla dinlediği gerçeğinden yola çıkarak, onlara da hitap edilmesi gerektiğini düşünürüm”.
Madde 586: “Kral çıplak” söylemini sıkça duymuş olmalısınız. Andersen’in “İmparatorun Yeni Giysileri” adlı masalına borçluyuz bu söylemi. Masalda, bireyleşemeyen, toplumsal şartlanmışlığa yatanların ironisi yapılır. Bu masalda, imparatoru kandıran iki dolandırıcı, “zeki insanların görebileceği aptalların görmediği elbise” meselesiyle kralın çıplak şekilde dışarıya çıkması anlatılır. İmparatorun çıplak olduğunu, elbise giymediğini bir çocuk dillendirir. Tabii buna cesaret eden çocuğun akıbeti ne olur bilinmez!
Madde 587: Kurşun Asker de Andersen’in yaratımı olan masallardandır. Bu masalda kurşun askerin kağıttan bir balerine aşık olması anlatılır. Kurşun Asker ile balerin rüzgarla sobaya düşerek yanarlar. İkisi ateşin etkisiyle büyük bir kalbe dönüşürler. Andersen bunu şiirsel bir üslupla yazmıştır.
Madde 588: Andersen’in dört masalla çıkarttığı ilk eseri sonraki baskılarda oylumlanarak elli civarında masala ulaşır. 1858’de de “Yeni Masallar ve Öyküler” adındaki ikinci kitabı çıkar. Yeni kitaptaki masalların düşünsel yapısının yoğun olması gerçekçi özelliklerle bezenmesini doğurur.
Madde 589: Son masallarından biri olan “Kibritçi Kız” hüzünlü bir atmosferde işlenmiştir. Gene “Çirkin Ördek Yavrusu” ve “Kar Kraliçesi” de onun masallarındandır. Filozof Ørsted’ten oldukça etkilendiğinden masallarına panteist düşünce izleri yoğundur. Bazı masallarında da tanrı-doğa bileşiminin analitik akıl karşısında zafer kazanışı yer alır.
Madde 590: Andersen’in “Hayatımın Masalı” adındaki otobiyografik eserinde şöyle der; “Benim kendi hayatım genel bir masaldır, zengin ve mutlu”…
Ayrıca Andersen’in yarattığı fantastik dünya hakkında Carl Gustav Jung da değerlendirmede bulunmuştur. Jung, bireyin ve toplumun bilinçaltını yansıttığından onun masallarının gerçeğin ta kendisi olduğunu belirtmiştir.
DUVAR YAZISI EDEBİYAT KAYINTISI
LX
Madde 591: Edebiyat çevirileri özen ve ciddiyet ister. Çeviri adeta yeni bir kitap yaratımıdır. Ancak böyle yapılınca çeviri başarılı diye addedilir. Özelde de şiir dalında bu durum daha yakıcıdır.
Madde 592: R. Kloeffer çeviri hakkında şöyle der: “Çeviri yaratarak yazmaktır, ama gelişigüzel anlamda, olanı yeniden yazmak ya da aktarmak değil, yazarlığın yazarlığıdır. Novalis belki de bu anlamda ozanın ozanı diye söz ediyordu çevirmenden.”
Madde 593: İbn-i Haldun yazar: Araplar Sasanileri yıkınca ganimet diye çok sayıda kitap bulmuşlar. Arap komutan Said bin Vakkas kitaplar için Ömer’e danışır: “Bu ganimeti müminlere dağıtayım mı?” Ömer’in yanıtı şöyle olur: “Onları suya at! Hakikate ışık tutuyor olsalar bile Allah bize daha iyisini verdi. Eğer yalandan başka bir şeye yer vermiyorsa, Allah bizi onlardan kurtaracaktır.”
Madde 594: İbn-i Haldun kitapların yok edilmesine hayıflanır. Kadim bilgileri taşıyan ve emsalleri olmayan eserler ne yazık ki yok edilmiştir. Kanımca Med ve Pers kültürüne dair sayısız bilgi ve belge imha edildiğinden coğrafyamız daha bir çoraklaştırılmış oldu.
Madde 595: Kitaplara tahammülsüzlük her coğrafyada yaşanmıştır. Bunun içinde Amerika yerlilerinin edebiyatı da vardır. Colomb öncesi Orta Amerika’da dev kütüphane ve arşivler mevcuttu. Avrupalılar tarafından ne yazık ki yok edilmiştir. Amerika yerlilerini kimliksiz bırakmak ve İsa’nın dinine dönmelerini sağlamak için imhadan çekinmemişlerdir.
Madde 596: Avustralyalı şair A.D.Hope (1907-2000) İspanyol istilacılarının Maya kitaplarını ateşe atmalarını öykülemiştir: “Yucatan başpiskoposu Diego de Landa/-Dindar ruhunda Tanrı’nın laneti-/Şeytan’ın bütün resimlerine “yasak” getirdi/Günahları istifleyip hepsini tutuşturdu;/Ama takvimi saklama zahmetine katlandı/Şeytan onunla zaman hesaplamasını öğretmişti onlara/Havva’nın günahından ta doksan milyon öncesine varan/Bir çetele tutmuştu zındıklar/Bu kadarı kafiydi: Mayaların kitapları yakıldı,/Ruhlar kurtarılmış, kendilerininki de bozulmadan kalmıştı./Diego de Landa bakar hep cennetten/Tanrı’ya; Tanrı hiç bakmaz ondan yana.”
Madde 597: Diego de Landa’nın çağdaşı Peder Juan de Zumárraga da aynısını Azteklere yapmıştır. O, Meksika’da genel valiyken, 1536-1543 tarihinde aynı zamanda Engizisyon başkanıydı. Zumárraga Azteklerin zengin edebiyatının çoğunu imha etmekten geri durmaz.
Madde 598: Zumárraga, Azteklerin dinsel nesneleri ve sanat şaheseri kitaplarını bulunduranları sürekli takip etmiş, en ücra yerlere kadar ordularını yollamıştı. Rüşvet verip işkence yaparak saklanmış eserleri buldurmuştur.
Madde 599: Bu hususta Prescott şöyle der: “Anahuac’ın (Aztek ülkesi) en kültürlü başkenti ve ulusal arşivlerin büyük emanetçisi Tezcuco’dan, sonunda, elçilerine toplattığı şaşırtacak kadar çok sayıda resim ve kitabı Tlatelolco’daki pazaryerinin ortasına istifleyerek hepsini ateşe vermişti. Görgü tanıklarının dediğine göre ateş günlerce ve gecelerce sönmemişti. (William Prescott’un Meksika’nın Fethi’nden)
Madde 600: Hasbelkader yanmaktan kurtulup Vatikan arşivlerinde bulunan Aztek El yazmaları’nda yer alan dizeler de var:
“Okuyanlar, okuduklarını/bize söyleyenler,/Kitap sayfalarını/haşur huşur çevirenler/Kırmızı ve siyah mürekkebin/ve resimlerin sırrını çözenler,/Onlardır işte bize önderlik eden,/rehberlik eden, yol gösterenler.”
Sormazsam eksik kalacak. Asıl medeni insanlar kimlerdi?
Ayhan KAVAK
Ereğli Yüksek Güvenlikli Hapishanesi E-1-5
Ereğli/KONYA
Görülmüştür notu:
Ayhan Kavak'ın Duvar Yazıları'nın önceki bölümlerini www.edebiyatbahçesi.net 'ten okuyabilirsiniz.