Tutsak hekim Ayhan Kavak yazdı: "Olmaz olsun böylesi ödüller!"

KASTİK KATİLLİĞİN ‘BARIŞ ÖDÜLÜ’

              1895 tarihinden beridir verilen Nobel ‘Barış Ödülü’nü 2025’te türlü dolaplar çevirse de Trump almayı başaramadı. Bu yıl alan Venezuelalı María Corina Machado oldu. Hani Trump da alsaymış değişmezdi, diyesim geliyor. Öyle bir Barış Ödülü ki dostlar alışverişte görsün! Savaş, ölüm ve katliamlardan kâr devşiren sermayedarın finansmanını sağladığı ödül, tarihin ironisi olsa gerek. 

              İsveçli Alfred Nobel kendi adıyla bunu başlatandır. 1867’de ülkesinde dinamitin patentini almış olan Nobel, bu patente 1876’da jelatinli dinamiti de eklemiştir. Savaş alanlarında kullanılan dinamit ona büyük servet kazandırmıştır. Nobel’in ölümlerden, savaşlardan beslenmiş kirli sermayesi büyürken, vicdanını rahatlatmak için olsa gerek 1895’ten başlayarak ‘Barış Ödülü’ dağıtmış, ardılları da devamını bugünlere getirmiştir. 

              Hani kuş taşa çarptı, denir ya bu ödül bazen hak eden kişilere de gitmiştir. Tabii genelde hegemonik zihniyetin konfor alanında bulunup da ahkâm kesenlerin alışı daha bir göze batmaktadır. Şaibeli kişiliklerin barış yerine ölümü, soykırımları ve bilcümle kötülükleri yüceltmeleri ortadayken ödül almalarını hayretle karşılar olsak da böylesi durumlar işin doğası olmuştur. Nitekim verili ödülün sahteliği su getirmez. Savaştan kazanılmış sermayenin ödülü olmaz olsun!

              Yıllar içinde ödül alanların birkaçını değerlendirmek bile mevcut ödülün ne menem bir şey olduğunu açığa çıkacaktır. Bu hususta ilk anacağımız kişi Obama olacaktır. Odama ödülü 2009’da almıştı; başkanlığı döneminde yargısız infazlar yaptırmayı meşrulaştırmıştı. Hukukla bağdaşmayan uygulamalarıyla dünyanın dört yanındaki infazların sorumlusuydu. Obama ödül için yaptığı konuşmada, “Kötülüğe karşı haklı ve gerekli savaşa” vurgu yapar. Bu mide bulandırıcı konuşmayı ilkin 16. yüzyılda Amerikan yerlilerinin soykırımdan geçirilmesini meşrulaştırmış İspanyol hukukçu Juan Ginés de Sepúlveda da dillendirmiştir. Sepúlveda kötülüğe karşı haklı ve gerekli savaşı kılıfına uyduran ilk kişidir. Sepúlveda, Amerikan yerlilerine karşı İspanyolların yürüttüğü savaşın gerekliliğini izah ederken, “barbar, cahil ve insanlık dışı toplulukların doğaları gereği köle olmalarıyla” bağ kurmuştur. Yapılanların haklılığını da, “doğa kanunu olarak ve herkesin iyiliği için, bedenin ruha, arzunun akla, hayvanların insana, kadının kocasına, mükemmel olmayanın mükemmele, daha kötünün daha iyiye itaat etmesinin doğruluğu” ile açıklamıştı. İşte aynı zihniyetin tezahürü olan Obama da “kastik katil” diyeceğimiz bir sistemde bu ödülle ‘onore’ edilmiştir. Kim bilir, 500 yıl önceden dağıtılmış olsaydı Sepúlveda da alırmış. 

              Myanmar devlet başkanı da seçilen bir kadın da bu ödüle ‘değer’ görülmüştü. Myanmar’daki darbe öncesinde devlet başkanlığı yaparken Arakan bölgesinde yaşayan Müslümanları soykırımdan geçirip geriye kalanları sürgüne yollamanın failidir. Öncesinde ‘Barış ödülü’ almıştı. Anlaşılan ödülden sonra savaş çığırtkanlığından geri durmamıştı. 

              Gene savaşları bitirdim diye böbür böbür böbürlenen Trump, açıkça kendisinin ödülü hak ettiğini anlatıp durmaktaydı. Çevirmedik dolap bırakmadı. Çeşitli devlet başkanları da Trump’a verilmesini önerdiler. En son ‘Bin yıllık Filistin-İsrail savaşını bitirdim’ diyerek el yükseltmesi de para etmedi. Trump’ın ziyaret ettiği İsrail’de Siyonist katil Netanyahu tarafından Barış ödülüne atıfta bulunan, altın bir barış güvercini armağanı mevcut sembollerin içinin boşaltılmasına delalettir. Ne fayda, her şeyin kirletildiği kastik katillerin dünyasında yaşar kalıyoruz. Soykırımcı İsrail devletinin on binlerce Filistinliyi katletmesinin yanı sıra geride kalanları sürgüne yollaması tasarlanırken en büyük destekçisi ve silah tedarikçisi Trump’tan başkası değildi. Vicdansızların barıştan dem vurması kötülüğün sıradanlaşmasıdır. 

              Evet, ne kadar uğraşsa da Trump alamadı. Fakat onunla aynı zihniyette olan bir başkasıydı. Al birini vur ötekisine, ‘Batı cephesinde yeni bir şey yok’.

              Nobel komitesi Başkanı Jørgen Watne Frydnes’in açıklaması şöyleydi: “Barış Ödülü, barışın cesur ve kararlı bir savunucusuna, büyüyen karanlık içinde demokrasinin ateşini canlı tutan bir kadına verilmiştir”.

              İşte, o ‘karanlık içinde demokrasi savunucusu’ Machado’nun Trump ile telefon konuşmasında, “bu ödülü sizin onurunuza kabul ediyorum, çünkü aslında siz hak ettiniz” derken karanlık yüzünü ifşa etmiştir. Machado ödülü kazandıktan sonra Filistin halkını soykırımdan geçiren Netanyahu’ya desteğini açıklamıştır. Bunun neresi barış ödülü? Hani barış yerine karanlık ödülü denseydi anlaşılacaktı. Frydens, açıklamasının devamında, “Kararımızı yalnızca Alfred Nobel’in çalışmalarına ve iradesine dayandırıyoruz” der. Savaştan zenginleşenlerin verdiği ödül, karanlık savunucularının işine yaramayı sürdürmekte. 

              Kuş taşa çarptı dedik ya, bazen gerçekleşiyor da. 2024’te Japonya’da Atom bombası mağdurlarının kurduğu Nihon Hidankyo grubu almıştı. Bu yıl için de Gazze’de katledilen gazetecilere saygı amacıyla Gazetecileri Koruma Komitesi ve Sınır Tanımayan Gazeteciler gibi kurumlar almış olsaydı soykırımlara karşı önemli bir tavır sergilenebilirdi. Ne yazık, Machado gibi birinin almasıyla karanlıktan beslenenler öne çıktı. Eğer hakiki bir barış ödülü olacaksa iktidar ve devletçi zihniyetinden uzak kimselere verilmeliydi. Nobel’den gelen ödül savaşlara meşruiyet kazandırmaktadır. Bir kez daha belirtmek icap ediyor: Kastik katillerin ödülü barışa ve insanlığa hakarettir. Machado’ya 10 Aralık’ta ödülü takdim edilecek. Bu ödül barış değil bizatihi soykırım ödülüdür. Toprağa ecelsiz düşen on binlerce Filistinlinin ahına kulak kabartalım artık. “Filistin halkının akan kanıyla kirlenmiş bu ödül yok hükmündedir” diyebilmeliyiz. Machado’nun Trump onuruna kabul ettiği bu ödül barışı temsil edemez, etmemelidir. Bu türdeki barış ödülleri kastik katillerin meşrulaştırılmasına zemin hazırladığından karşı gelelim, itiraz ve protesto edelim… Onlar insanlık düşmanlarını allayıp pullamayı iyi bilenlerdir. Olmaz olsun böylesi ödüller!

Ayhan KAVAK

Ereğli Yüksek Güvenlikli Hapishanesi E-1-5

Ereğli/KONYA