AĞUSTOS
Ağustos ayının kavurucu sıcağıydı; adeta çöl sıcaklarını andırıyordu. Bölgede ise yoğun operasyonlar vardı. İlçeye yakın dağlık alanlardan yer yer silah sesleri geliyordu. Bölge halkı bu durumdan dolayı tedirgindi. Tedirgin olmakta da haklıydılar; her an her şey başlarına gelebilirdi. Operasyonların bitmesi, insanların rahat etmesi demekti.
Gülperi Ana ise evinin önündeki tandırda ekmek pişiriyordu. Sıcak, taze ekmek kokusu buram buram etrafa yayılmıştı. Akrabaları Xanım ve Zozan da Gülperi Ana’ya yardıma gelmişlerdi. Beraber ekmeği pişirip eve taşıdılar. Gülperi Ana’nın kızı da ocakta çayı demliyordu. Çay demini aldıktan sonra bardakları alıp balkondaki gölgeliğe bıraktı. Evleri birbirine bitişik olan tüm akraba ve komşu kadınlar çaya gelmişlerdi. Köyde çay muhabbeti kadınlar arasında bir gelenekti. Sırasıyla her gün bir kadının evinin önünde oturup çay içerlerdi.
Gülperi Ana’nın kızı bardaklara çayı doldurdu. Tepsideki bardakları tek tek kadınlara dağıttı. Kadınların sohbeti, bölgedeki operasyonların ve baskıların bir an evvel son bulması ve ertesi gün yapılacak olan demokratik kitle örgütlerinin mitingi üzerineydi. Kadınlar mitinge gidip gitmeme konusunda kararsızdılar. Miting tertip komitesinin almış olduğu karara göre kitle iki koldan ilçe girişindeki futbol sahasında toplanacaktı. Çevre köylerden gelenler A. köyünde toplanıp oradan miting alanına gidecek, diğer koldakiler ise ilçe merkezinden yürüyüp onlarla futbol sahasında birleşeceklerdi.
Kadınlar çaylarını yudumlarken Xanım, Gülperi Ana’ya: “Ya kolluk güçleri oğlunu da alıp götürse ne olacak?” dedi. Gülperi Ana: “Kız, ağzını hayırlı aç, öyle söyleme! Oğlumu alıp götürseler ben kendimi öldürürüm,” dedi. Zozan ise: “Sen öyle kolay kolay kendini öldürmezsin, hele bir yarın ola hayrola,” dedi. Bu sözün üzerine kadınlar biraz gülüştüler. Çaylarını içtikten sonra Gülperi Ana ve kızına teşekkür ederek evlerine gittiler.
Miting heyecanı hemen hemen herkesi sarmıştı sarmasına ama diğer taraftan kafalar soru işaretleriyle doluydu. Acaba yarın nasıl bir durum ortaya çıkacaktı? Akşama doğru hava biraz serinlemiş, hafif bir rüzgâr esmeye başlamıştı. Köyün gençleri balık tutmanın sevincini yaşıyorlardı. Akşam karanlığı çökmek üzereydi. Kıpkızıl güneş yavaş yavaş dağların ardına çekiliyordu. Dışarıda gençler ve çobanlardan başka kimse yoktu. Gençler, geç saatlere kadar her zaman gittikleri köyün karşısındaki tepede oturup sohbet ettikten sonra evlerine dağıldılar.
Sabah erkenden uyanan köylüler, işlerini hallettikten sonra yavaş yavaş köy okulunun bahçesinde toplanmaya başladılar. Yakın köylerden gelen araçlarla A. köyü hayli kalabalıklaşmıştı. Miting tertip komitesi, pankart ve dövizlerle kitlenin önüne geçip ilçeye doğru yola koyuldu. Kitle daha ilçeye varmadan, kolluk güçleri helikopterlerle yol güzergâhına indirme yapmaya başladı. Özellikle alçak uçuşlar yaparak kitleyi panikletmeye ve korkutmaya çalışıyorlardı. Kitle, helikopterlere aldırış etmeden yürümeye devam ediyordu.
Gülperi Ana, Xanım ve Zozan yan yana yürüyordu. Xanım bir ara yanına baktığında Gülperi Ana’yı göremedi. Dönüp bakınca ne görsün; Gülperi Ana kitleden ayrılmış, köye doğru gidiyordu. Xanım koşarak ona yetişti ve kolundan tutarak, “Nereye gidiyorsun?” dedi. Gülperi Ana, “Ma görmüyor musun, köye gidiyorum! Bunların niyeti kötü, hepimizi öldürecekler,” dedi. Xanım, “Peki oğluna ne olacak?” diye sorunca, Gülperi Ana, “Bana ne oğlumdan, başının çaresine baksın,” dedi. Xanım: “Hani dün 'Oğlumu götürürlerse kendimi öldürürüm' diyordun? Böyle mi sahip çıkacaksın?” diyerek Gülperi Ana’yı yoldan çevirdi ve koşarak kitleye yetiştiler.
Futbol sahasına yakın bir yerde yolları kesildi. İlçeden gelen kitleyle birleşmelerine izin verilmedi. Tertip komitesinden üç kişi, komutanla görüşmeye gitti. Sözcü, “Sorun büyümeden kitlenin bir araya gelmesi gerektiğini” söyledi. Komutan ise buna kesinlikle izin vermeyeceğini belirtti. Sözcü, “Biz burada yasa dışı bir şey yapmıyoruz. En doğal ve demokratik taleplerimizi dile getirip sessizce dağılacağız. Aksi takdirde bu anti-demokratik tavrınız kitleyi daha da gerginleştiriyor,” diyerek geri döndü.
Kolluk güçleri taciz ve tahriklere devam etse de, Ağustosun kavurucu sıcağında halkın kararlılığı ve iradesi karşısında geri adım atmak zorunda kaldılar. Sonunda izin verildi ve kitle coşkuyla birleşti. Konuşmalar yapıldı, talepler dile getirildi. Davul zurna eşliğinde halaylar çekildi. Akşama doğru miting sessizce sonlandırıldı. Önce kolluk güçleri alanı terk etti. Peşlerinden ise ön saflarda Gülperi Ana, Xanım ve Zozan olmak üzere halk; zılgıtlar ve "tililili" sesleri eşliğinde köylerine doğru yola koyuldu.
Mehdi BOZ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Hapishane C-64 / ELAZIĞ