Tutsak yazar Metin Turan'dan mektup var: "pek çok insana ışık ve taze soluklar taşıyarak, kendi zamanlarını yaratmalarını, kendilerini yeniden üretmelerini sağladınız..."

“Yıllardır siz ve sizin gibi özverili dostların açtığı pencereler sayesinde, içerde kalmış, kapatılmış, manzarasız bırakılmış, pek çok insana ışık ve taze soluklar taşıyarak, kendi zamanlarını yaratmalarını, kendilerini yeniden üretmelerini sağladınız. Değilse yazılıp çizilenlerin, okur tarafından görülüp anlaşılması, birer eser olarak var oluşlarının sağlanması başarılamazdı. Küçük, büyük, az ya da çok, üretilen birçok eserin “umut hamalı”, “ışık korsanı” ve “karanlıkların katili” olan duyarlı insanlara ulaştırılması başarılamazdı. “

Metin Turan. Bafra hapishanesi

***

 

18 Ocak 2026/Pazar, 14:46, Bafra…

Değerli Adil Okay,

MERHABA;

              Selamlarımı, sevgilerimi göndererek başlamak istiyorum. Umarım şimdi daha iyisinizdir. Aralıkla gelen yılbaşı kartınız, “yakışıklı” makalenizi aldım. “Açılıp kapanmayan yaralar” ifadenizi okuyunca, tam da bizim gibileri anlatıyor, diye düşündüm. Üst üste yapılan ameliyatlara rağmen, doktor izniyle de olsa durmamış, oradan oraya koşturmuşsunuz. Burada ve yurt dışında katıldığınız, not ettiğiniz etkinlikleri, sergi-panel-tiyatro vd. okuyunca “nazar değmesin, ömrüne bereket” dememek elde değil. Bir kez daha geçmiş olsun. Dilerim daha iyi, daha sağlıklısınızdır…

              İşi uzatacak, kaygılı bir dost niyetiyle, “Ayağınıza taş değmesin!” diyeceğim, fakat kartınızla birlikte yolladığınız, J. Rancière’nin sözleriyle cümle kapısını açtığınız, “Sanatın Elit Kaçışı…” başlığını taşıyan yazınızı okuyunca… Yine sizin ifadenizle, “… yürürken ayağına acı taşları”nı takmadan edemeyen yapınızı görüyor; vicdanını kanatmamak için eğilerek ellerini kanatan, sadece kendine değil, ardı sıra gelenlere de yol açan kişiliğinizin önünde saygıyla eğiliyorum. 

              Yıllardır siz ve sizin gibi özverili dostların açtığı pencereler sayesinde, içerde kalmış, kapatılmış, manzarasız bırakılmış, pek çok insana ışık ve taze soluklar taşıyarak, kendi zamanlarını yaratmalarını, kendilerini yeniden üretmelerini sağladınız. Değilse yazılıp çizilenlerin, okur tarafından görülüp anlaşılması, birer eser olarak var oluşlarının sağlanması başarılamazdı. Küçük, büyük, az ya da çok, üretilen birçok eserin “umut hamalı”, “ışık korsanı” ve “karanlıkların katili” olan duyarlı insanlara ulaştırılması başarılamazdı. 

              “Görülmüştür” denilerek; perdelenen ya da bir şekilde gölgede, izbede, derinlerde bir yerde bırakılıp sesi boğulana alan açtınız. “Görülmüştür”de görül(e)meyeni, belki de bu nedenle gerçek ve bir o kadar politik olanı insanlara resmettiniz. Size, emeği geçen herkese tekrar teşekkür etmek isterim…

              Bugünlerde, aksilik olmazsa Şubat ayının ilk haftasında, yayımlanacak öykü kitabımın heyecanını yaşıyorum. Size de ulaştırmaya çalışacağım…

              Sağlığım, bildiğiniz gibi. 

              Gözlerimdeki körleşme nedeniyle, en son 5 Aralık’ta Adli Tıp’a götürüldüm. 11. İhtisas Kurulu’nca muayene yapıldı. Aralık ayı sonlarıydı karar geldi. Hazırlanan raporda, “Destekle mobilize olamadığı, 5-10 cm’den parmak sayabildiği, göz teması kuramadığı görüldü” denip, sol gözün tümüyle kör olduğu, sağ gözle, o da ancak gözün sağ üst kısmından kol hizası flu bir görüş alanı olduğu notları düşüldüğü halde, “yaşamını ceza infaz koşullarında tek başına idame ettirebilir” kararı verildi. Hukuki anlamda itiraz yolları var, başvurdum, ancak sonuç değişir mi; emin değilim. 

              Beni biliyorsunuz; bu halimle kağıda neredeyse yapışacak kadar yanaşıyor, her şeye rağmen kapımı çalan “muhayyel arkadaşlar”ın peşinden koşup öyküler yazmayı sürdürüyorum. 

              Arada bir okuduğum kitaplar üzerine yazıyorum. Bazen de edebiyat ve yazmak üzerine makale niteliğinde şeyler. Kimisini edebiyat dergilerine yolluyorum. 

Sevgili Adil Okay,

              Size ve emeği geçen herkese selamlarımı, sevgilerimi göndererek bitirmek istiyorum. 

              Kendinize, sağlığınıza dikkat edin, olur mu?

              Sağlıcakla Kalın.

              YARIN görüşürüz…

                                          Selamlar, sevgiler…

Not: Haydar Demir’in de sizlere çok selamı var…

 

Metin TURAN

T Tipi Kapalı Hapishane A-22

Bafra/SAMSUN