SÜRGÜN
İnsanlık tarihinde zindanların çıkışı da benzer bir amaçla kurulmuştur. Zindanda verili sistemle uyuşmayan bireylerin kapatılarak zaman içinde “rehabilitasyon” denen bireyi karşıtına dönüştüren her türlü programın uygulandığı mekanlar olmuştur. Bu rehabilitasyon programları dünyanın her ülkesindeki zindan yapılarında siyasi grup, örgüt ve etnik yapılara karşı uygulanmakta ve bu yolla sistem karşıtı güçlerin kendi fikirlerine karşıt hale getirilip toplumdaki etkilerinin yok edilmesi amaçlanmaktadır.
Her karşıt saldırı beraberinde bir karşı direnmeyi de getirir. Dünya genelinde Almanya’nın RAP’a, İspanya’nın ETA’ya, İngiltere’nin IRA’ya, Kolombiya’nın FARC’a, Nikaragua’nın Sandinistlere, İsrail’in Filistinlilere ve ismini sayamayacağım (otosansür uyguladığım) onlarca ülkenin zindanlarında uygulamaya koyulan temel politika aynıdır.
Kapitalist Uygarlık Güçleri tarafından zindana atılan sistem karşıtı Demokratik Uygarlık Güçleri; kapatıldıkları her mekanda fiziksel ve düşünsel bir direniş içerisine girip kendi fikirlerini en zor şartlar altında korumaya ve geliştirip büyütmeye çalışırken buna karşı zindanlarda rehabilitasyonun en sistemli programı olarak bilinen Tretman uygulamalarıyla zindanlar arası sürgünler devreye konulur. Zindanlar arası sürgünlerin temel amacı sistem karşıtı ideolojilere sahip kişi ve yapıların, kapatılan mekanlarda sosyal, siyasal, ideolojik ve ekonomik örgütlenmesinin engellenmesi, mevcut yalnızlaştırma politikasıyla rehabilitasyona uğratılıp, karşıtına dönüştürülmesinin sağlanmasıdır.
Zindandaki siyasi tutsak şayet mekana yenik düşüp zayıflarsa Tretman uygulamaları dediğimiz tüm rehabilitasyon evreleri bir bir hayata geçirilip tutsak günden güne düşürülmeye, inandığı değerleri sorgulamaya, içsel tepkisini dışa değil kendine ve değerlerine yöneltmeye ve pişmanlık girdabıyla adım adım karşıtına dönüşmeye başlar. Dünyada yenilmez olarak bilinen birçok örgütün zindanlardan bu politikalarla yenilgiye uğratıldığı bilinmektedir.
Şayet tutsak mekanı aşıp ideolojik ve zihinsel örgütlü bilincini güçlü tutarak, var olan toplumsal bağlarını mevcut mekan içerisinde yeni bir düzenlemeye tabi tutarak güçlendirirse, o zaman tüm çürütme politikalarını boşa çıkartmış olup tanrısal aşkınlığa ulaşmış olur. Hallac-ı Mansur, Gramsci, Rousseau, Ali Şerîatî, Mandela ve Çağdaş Kawa en bilinen örneklerden birkaçıdır. Sistem bu aşkınlığı engellemek, mekan içinde kurulan psikolojik, ideolojik, fiziksel ve ruhsal bağları parçalayıp düşünsel yoğunlaşmayı dağıtmak için kişiyi yabancısı olduğu yeni bir zindana ve bu zindanla birlikte yeni bir programa tabi tutar. Sürgün bu açıdan bir kapalı mekandan başka bir kapalı mekana sürülmenin çok ötesinde bir amaç ve anlam taşır. Sürgün bir çürütme, kendine ve bağlı bulunduğun yapıya yabancılaştırma, mevcut düzenini bozup insanın yaşama yeniden başlama azmini yitirme aracıdır. Sürgün kişiyi hiçleştirme, direnme gücünü kırma girişimidir. Sürgün kişiyi formatlama ve yeni bir işletim sistemiyle yeniden kurma girişimidir.
Dostça selam ve saygılarımla.
22/06/2025
Burhan GÜNEŞ S Tipi Kapalı Hapishane A-64 Döşemealtı/ANTALYA
Karikatür: Mehmet Boğatekin