Burhan Güneş

Burhan Güneş yazdı: "Biz karanlığı muma çevirip kendi aydınlığımızda düşüncemizi örmeye devam ediyoruz! İklim “Akdeniz” olur mu bilmem! Biz hep zemherideyiz”

“Süreci ben de içeriden takip etmeye çalışıyorum. Sürecin rüzgarı henüz hücrelerimizin kör pencerelerinden içeriye sızmış değil. Biz karanlığı muma çevirip kendi aydınlığımızda düşüncemizi örmeye devam ediyoruz! İklim “Akdeniz” olur mu bilmem! Biz hep zemherideyiz”

Burhan GÜNEŞ

S Tipi Hapishane   Döşemealtı/ANTALYA

***

Sevgili Adil Okay Hocam; 

"Son yolladığım mektubum maalesef sansüre takılmıştı"

8 Nisan 2025 tarihli mektubunuzda da tarafıma yazılmış bir kart ve güzel kartpostallar yollamıştınız. Kartpostallar için müteşekkirim. Benden haber alamadığına dair kısa notunuzu postaya verdiğiniz gün, şiirler üzerine uzun uzadıya yazdığım mektubu almışsınız. Son yolladığım mektubum maalesef sansüre takılmıştı. 2 sayfa olduğu gibi sansüre uğramıştı. 

Burhan GÜNEŞ

S Tipi Kapalı Hapishane A-64

Döşemealtı/ANTALYA

Sevgili Adil Hocam;

Antalya hapishanesinden mektup var: "Gökyüzüne, aya, yıldızlara bizler için de bakın!"

Merhaba

(...) İçeride ve özellikle tekli hücrelerde (ve şu anki S Tiplerinde) hafıza gidiyor. En son size burada yaşanan hangi durumları aktarabildim cidden emin değilim!

              Hafızamdan dolayı tekrara düşersem şimdiden anlayışına sığınırım, yazmak için en “uygun” dili seçmem gerekir. Nitekim yazdıklarımı süzgeçten elemeyince çıkışı olmuyor. 

"Normal hastalıklarımız için revir yok! Hücreye götürülmek için revir var."

“Hasılı burada sıkıntılar çok. Kalem ve kağıt da yetmeyecek. Şimdi burada hiçbir sosyal aktivitemiz yok. Günde 1,5 saat havalandırma. Haftada 1 saat spor! Bu 1 saat spor 45 dakikaya indirildi! Ayrıca her hafta da uygulanmıyor! Yani ayda eskiden 4 saat bir yapay sahaya çıkartılıyorduk. Küçük, altı plastik çimden oluşan, kalesi bile olmayan bir saha! Şimdi ayda 3 keze indirildi. Süre de 45’er dakikaya indirildi. Yani ayda toplamda 2 saat 15 dakika spor yapabiliriz! Başka hiçbir aktivitemiz yok. Günün 22,5 saatini küçük ve dar bir hücrede geçiriyoruz!”

Burhan Güneş arama tacizlerini ve revir doktorunun hasta tutsakları aşağıladığını yazıyor

“Burada her şey ülkem gibi. Bir haftada 3 kez hücremde arama yapıldı. Tuhaf olan şey her aramada buzdolabındaki (mini buzdolabı) tüm yiyecekleri çöpe atmak zorunda kalıyorum. Müdüre de söyledim “çaresi yok” dedi. Görevlilerin elinde ameliyat eldivenleri! Tuvalet ve lavabonun taşlarının kenarları o ellerle aranıyor! Sonra aynı ellerle buzdolabı ve yiyeceklerimizin içi aranıyor! Kol saatim her ay kolumdan alınıp “inceleyeceğiz” deniliyor! Her seferinde 20 gün incelemede kalıyor! Sonra getiriyorlar! 10 gün takmadan yine aramaya gelip “inceleyeceğiz” diyorlar. Geçen hafta 4.