Sessizliğin Yankısı ve Alicia Beronson
İnsanı yaptığı şeyler değil, yapamadıkları ve cesaret edip de dışa vuramadıkları yorar. Toplum olarak sustuğu için ilgi uyandıranı "öteki"leştirip dar alanlara hapsetmeyi hak görüyoruz. İşte bu "öteki"lerden biri, eşini öldürdüğü günden beri tek kelime etmeyen ressam Alicia Beronson’dur.
Alicia, bakımsız ve küflü duvarlarıyla eski bir akıl hastanesi olan Edgware’de kalmaktadır. Aldığı ağır antipsikotik ilaçlar nedeniyle merkezi sinir sistemi kontrolünü yitirmiş, fiziksel olarak bitkin ve zihnen kendi içine hapsolmuş durumdadır. Mahkemede bile konuşmadığı için "deli" damgası yiyerek buraya sevk edilmiştir.
Bir Kurtarıcı mı, Bir Ayna mı? Theo Faber
Genç psikoterapist Theo Faber, parlak kariyerini geride bırakarak Alicia’yı iyileştirme ümidiyle bu hastaneye başvurur. Her ne kadar "insanlara yardım etmek" istediğini söylese de Theo’nun kendi geçmişi de en az Alicia’nınki kadar yaralıdır. Çocukluğunda babasının sistematik şiddetine maruz kalan Theo, psikoterapi sayesinde hayata tutunmuş biridir.
Theo, hastane yönetiminin tüm "umutsuz vaka" uyarılarına rağmen Alicia’nın ilaçlarını azaltarak onunla gerçek bir iletişim kurmaya çalışır. Bu süreçte Alicia’nın günlüğü aracılığıyla onun geçmişine, annesinin intiharına ve ünlü bir ressamken eşini öldürmesine giden sürece tanıklık ederiz.
İhanet ve Çözülme
Anlatı ilerledikçe iki paralel hikâye arasında gidip geliriz: Bir yanda Alicia’nın sessizliği, diğer yanda Theo’nun kendi hayatındaki yıkım. Theo, Alicia’yı konuşturmaya çalışırken bir yandan da çok sevdiği eşi Kathy tarafından aldatıldığını öğrenir. Bir psikoterapist olmasına rağmen kıskançlık ve öfke sarmalına giren Theo, eşini ve sevgilisini takip etmeye başlar.
Bu sırada hastanede Alicia, ilaçların etkisinden kurtuldukça tepki vermeye başlar. Ancak bu tepki her zaman olumlu değildir; bir seans sırasında Theo’ya saldırarak onu öldürmeye kalkışır. Kısa bir süre sonra ise Alicia, bir suikast girişimi sonucu ağır yaralanarak komaya girer.
Sonuç: Bastırılanın Geri Dönüşü
Sigmund Freud’un dediği gibi: "İfade edilmemiş duygular asla ölmez; canlı canlı gömülürler ve sonradan daha çirkin şekilde ortaya çıkarlar". Zeliha Bulut, Gebze Kadın Kapalı Hapishanesi’ndeki hücresinden bu kitabı değerlendirirken, hastane koridorlarıyla hapishane duvarları arasındaki benzerliğe dikkat çekiyor.
"Sessiz Hasta", okuru son sayfaya kadar büyük bir merakla sürükleyen, adaleti ve suçluyu sorgulatan bir eser. Alicia’nın neden sustuğunu ve Theo’nun gerçekte kim olduğunu öğrendiğinizde, her şeyin göründüğünden çok daha farklı olduğunu anlayacaksınız.
Künye: Sessiz Hasta Alex Michaelides Domingo yayınevi
Zeliha Bulut
Kadın Kapalı Hapishanesi B-5
Gebze/KOCAELİ