Tutsak yazar Orhan Çaçan'dan mektup var: "Şu an elimde son redaktesi yapılmamış 40-50 öykü var"

08.08.2026 
Merhaba Hocam, 
Kartını ve kısa öykünü aldım. Eline, emeğine sağlık.  
Öykülerin çok hoş, kısa da yazıyorsun. Bir solukta okunan öyküler. Fakat mesajı, bağlamı, aynı zamanda merkezinde sizin de olduğunu hissettiren öyküler, hikayeler. Bu son öykün biraz da esaret koşullarında dışarıya yansıyan arkadaşlığı anlattığı için çok daha çekici ve hissiyatı güçlüydü benim için. Tekrardan eline sağlık.  

Ben de ‘Funda’nın Parkası' adlı öykümü daha yeni tamamladım. Fakat uzun oldu. Adını da değiştirdim. ‘Sihirli Çanta’ koydum. Şu an elimde son redaktesi yapılmamış 40-50 öykü var, çıktığımda görüşme imkanımız olursa, paylaşır, bu konuda senin ve edebiyatçı dostların fikirlerini, eleştirilerini, seve seve kabul ederim.  

“Funda’nın Parkası”ndan sonra farklı türde bir öykü yazdım. Okuyan arkadaşlar  Adil hocaya gönder, görüş al, dediler, ben de şu bize dönük çıkarılacak yasadan sonra, dedim. Yasa meclise sunuldu, bakalım. Bir şey çıkacağını sanmıyorum, ama perde gerisinde neler dönüyor bilmiyoruz. Bu netleşsin, çıkmazsak paylaşırım. Çıksam zaten uğrar mevan olurum. Daha etraflıca konuşur, paylaşımlarda bulunuruz.  
Bu öykünün mekanı senin memleketindir. Osmaniye ve Hatay Dörtyol arasında çocukluğumun tuhaf bir hikayesi. İsmini “Dûvik-Kuyruk” koydum.  
Senin öykünü Van’da öykü okumayı seven bir yeğenim var, ona göndereceğim, sakıncası yok değil mi? 
Kısaca böyle geleyim. Seni ve tüm emeği geçen arkadaşları özlemle kucaklıyorum. Arkadaşların selamları var.  
Silav 
Orhan ÇAÇAN 
Yüksek Güvenlikli Hapishane A-2/25 
KIRŞEHİR