“5275 sayılı CGTİH Kanun’un 25. Maddesine göre, “Yalnızca ağırlaştırılmış müebbet hapis hükümlüleri tek kişilik hücrelerde tutulabilir,” diyor. Ne var ki, ben de dahil, süreli hapis cezası bulunan çok sayıda tutsak Yüksek Güvenlikli hapishanede tek kişilik hücrelerde tecrit altında tutuluyoruz.”
Resul KOCATÜRK
Yüksek Güvenlikli Hapishane E2-15 Kırıklar/Buca/İZMİR
10.12.2025
Adil Hocam Merhaba,
Nasılsın? Dilerim sağlığın da, halin-ahvalin de iyidir. Her daim iyi olman dileklerimi iletiyorum. En son yine sesimizi-soluğumuzu sınırlar ötesine taşıdığınız haberiyle birlikte selamını da aldım. Çok teşekkür ediyorum. 24 Ağustos tarihli olarak gönderdiğim mektup eline geçmiştir umarım.
Ben de iyiyim. Biliyorsun, normal şartlarda hapisliğin son ayları içerisindeyim, ama hali hazırda böylesi bir his içerisinde değilim nedense! Demem o ki 5 ya da 10 sene önce nasıl bir his içerisindeysem şimdi de öyleyim. Öyle ki, kimi zaman tutsaklığım daha birkaç ay önce başlamış gibi hissederken, kimi zaman da sanki burada doğmuşum hissi yaşıyorum garip şekilde:) Ben de mi bir gariplik var yoksa her mahpus mu böyle hisseder bilemiyorum tabii ama bu hissiyatımda uzun zamandır kilit altında tutuluyor olmamın bir etkisi olsa gerek! Ya da yaşam duruşumun dışarısı ve içerisi çizgisinin belirgin olmaması da bir etken olabilir bunda. Sanırım bu histen ancak hapishane kapısından dışarı kelepçesiz olarak çıktığım anda kurtulacağım:)
İzleyebildiğim kadarıyla ülkede suyun başını tutanlar kendi ‘burjuva hukuk sistemini’ işlevsiz kılmak için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar! Ya da içine düştükleri yozlaşma ve çürüme bunu zorunlu kılıyor! Bilirsin duvarların sizin yanından esen yel, bu yanında fırtına olarak hissedilir ve yasadışılığın ilk uygulama alanı da buralarda hüküm sürer. Mevcut Yüksek Güvenlikli Cezaevi Sistemi F-Tipiyle başlayıp bu yönlü olarak ‘kuyu tipi’ ile zirveye ulaştı… Öyle ki Yüksek Güvenlikli hapishane sisteminin (hem fiziki hem de uygulamalar yönünden) mevcut haliyle hukuki bir düzlemi bile bulunmuyor. Yürürlükte olan hukuki düzenlemelere aykırı olarak işletiliyor.
Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun (CGİHK) “Yüksek Güvenlikli Kapalı İnfaz Kurumları” başlıklı 9/3 Sayılı maddesinde, “Tutuklu-hükümlünün kalmakta olduğu ceza infaz kurumu içerisinde isyan, firar girişimi, öldürme gibi” suçlar işleyenlerin tek başlarına tutulacağını işaret ediyor. Benim ve benim gibi yüzlerce tutsağın hukuki durumunun bununla uzaktan yakından alakası bulunmuyor. Yine, 5275 sayılı CGTİH Kanun’un 25. Maddesine göre, “Yalnızca ağırlaştırılmış müebbet hapis hükümlüleri tek kişilik hücrelerde tutulabilir,” diyor. Ne var ki, ben de dahil, süreli hapis cezası bulunan çok sayıda tutsak Yüksek Güvenlikli hapishanede tek kişilik hücrelerde tecrit altında tutuluyoruz. Ayrıca ilgili yasanın ‘Disiplin Cezaları Yönetmeliği’ne göre ise, “Tutuklu ve hükümlüler ancak hücrede kalma disiplin cezası verildiği durumda en fazla 20 gün süre ile hücrede tutulabilir.” demektedir. Ancak, Yüksek Güvenlikli Hapishanelerde bulunan tutsaklar, ilgili Kanun’un 9/3 ile 23 maddelerine ve disiplin yönetmeliğine aykırı bir şekilde herhangi bir hücre cezacı vs. olmaksızın aylarca, hatta senelerce fiili hücre cezasına tabi tutuluyor. Özetle ülke genelinde sessiz sedasız uygulamaya konulan 25 civarındaki Yüksek Güvenlikli Hapishane hukuki bir alt yapısı bulunmaksızın yasadışı olarak işletiliyor. Anlayacağın, duvarların bu tarafında mevcut ‘hukuk sistemi’nin ‘kanunların’ çok da geçerliliği bulunmuyor! Bu duruma dair bir örnek de bilakis benim içinde tutulduğum mevcut durumdur. Mevcut hukuk sitemine-kanuna göre cezası belli bir sürenin altına düşen mahpuslar dışarı yaşamına uyum adı altında daha fazla sosyalleşebilecekleri koşullar içerisinde tutulacakları belirtiler. Bu durum ‘adli mahpuslar’ için genelde otomatik olarak uygulamaya konulmaktadır, ancak söz konusu biz siyasi tutsaklar olduğunda bu ‘kanun’un da geçerliliği bulunmuyor. Bir seneyi aşkın bir süredir bu süreci normalin ötesinde bir tecrit uygulamasıyla yaşıyorum. Normal koşullar altında yanımda ya da yakınımda en azından birkaç arkadaşım olması gerekirken ben ise koca hapishanenin bir köşesinde tamamen yalıtılmış bir tecrit altında tutuluyorum. Otuz seneyi bulan hapisliğin son düzlemine girmişken (6 ay civarı bir süre kaldı) siz canların, güzel insanların ilgi, alaka ve dayanışmalarıyla çoğaldıkça çoğalarak sosyalleşiyorum ve tecridi de böylece boşa çıkararak duvarların sizden yana olan geniş bölümünde de durumlar bu taraftan çok farklı değil, ama ben yine de sizinle paylaşayım istedim. Bu karanlık tablo elbette, yüreklerimize oturmamalı. İnsan kalmakta ısrar edenler olarak mevcut yozlaşma ve çürümenin “küçük dokunuşlarla” ‘yeni’nin filizlenip boy vereceği habitatlar olduğu-olacağı bilincindeyiz ve bu minvalde umut her zamankinden çok daha güçlüyken, ‘zifiri karanlığın şafağa gebe’ olduğunu da güçlü şekilde hissediyoruz…
Sevgili Hocam, mektuba dün başlamıştım, ancak başka şeyler araya girince öylece kalmıştı. Bugün ise Gülbade ziyaretime geldi ve hem selamını hem de tedavi sürecinde olduğunu söyledi. Umarım her şey yolunda gider ve bir an evvel sağlığına kavuşursun. İçtenlikle geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Özgür günlerde görüşmek ümidiyle selam ve sevgilerimi gönderiyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Sevgili Öykü ve Tülin canlara ayrıca selam ve sevgilerimi ilet lütfen. Sağlıcakla kal. Sevgilerle.
Not: Mektup ekinde 1 adet kart bulunuyor
Resul KOCATÜRK
Yüksek Güvenlikli Hapishane E2-15
Kırıklar/Buca/İZMİR