"Evet, kuşatılmış karanlık mekanlarda kalanlara nameler hiç ulaşmamış olabiliyor. Haliyle birçok candan bihaber kalabiliyoruz. Ağustos başı yazılan mektubunu yeni aldım. Öncesinde serginin yapıldığını duydum elbet. Sergiden çok önce yazılan namenin ardından aile aracılığıyla etkinliklerden haberdar oldum. Bu arada büyük üzüntüyle değerli dost, on yılların emekçisi adı onur ve biz içeridekilerin sesi olan Hüseyin Aykol’un iki kez beyin kanaması geçirdiğini, şu an entübe halde olduğunu aile aracılığıyla büyük bir üzüntüyle duydum/duymuş olduk. "
Ayhan Kavak 27.10.2025
Kekê Adil Hocama,
Gecikmeli de olsa haber almanın sevinciyle merhaba… Gecikme dediğim, 3 Ağustos’ta Paris ile alakalı mektubunu 17 Ekim’de almamdır. Dile kolay iki buçuk ayda elime ulaştı. Aynı gün yine iki aydan fazla gecikmeli Sibel Abla’nın mektubunu aldım. Geç de ulaşsa kaybolmadan elime geçmesine sevindim. Sanki bu aralar normal mektupların varışı daha bir gecikti… Bu arada Yeni Köprü’ye elbise giydirilen kartı çok sevdim. Sağ olasın, var olasın! Yaşlı bir ayakkabı boyacısının köprü altında saklanan mülteci bir çocuğa yardım etmesini anlatan bir film izlemiştim. Kim bilir belki o köprüde çekilmiştir. Tabii bizimkisi TV kanalında denk gelme şeklinde olduğundan teknik bilgilere sahip değilim… İnsan uzun süre acıları, hüzünleri, özlemleri ve mutluluğuyla dolu yıllarını bir kentte geçirmişse oraya bağlanır, anıları hep canlı kalır. Dile kolay yirmi yılını Paris’te geçirmişsin. Elbette senin için anlamı büyük olacaktır. Bahsettiğin Paris Bir Şenliktir’i yıllar öncesinde okumuştum. Paris hakkında çok kitap var. Gene filmlerle tanış olsam da en çok sen tanırsın. Son yıllarda sanki Paris’te olduğu gibi birçok Avrupa ülkesinde yükselen göçmen karşıtlığı ve ırkçılığı kaygı verici… Gidişat pek hayra alamet görülmüyor. Benimkisi izlenim de olabilir. Toplumsal hassasiyetler, insan hakları vb. hususlarda solun çekilişi, ırkçılığın yükselişi gözlemleniyor. Umarım yanılıyorumdur. Özellikle Almanya’da Afd iktidara yürüyor gibi…
Hani Louvre Müzesi’nden de bahsetmişsin ya, galiba birileri yâd ettiğini anlayarak çok kolay şekilde müzeyi soydular:) Koruyamamaları ilginç geldi. Beyrut’ta karşılanışı ve Filistin üzerine Arap halkını ve Mısır’ı eleştirmesi dikkat çekiciydi. Yıllar onu yenememiş daha kararlı yapmış dedim içimden.
Evet Filistin kanayan bir yaradır insanım diyen herkes için. Trump’ın oraya barışı getirdim demesi göz boyamadan başka bir anlam taşımıyor. Yine katlediliyor insanlık! Arada ‘Barış Ödülü’ de verildi. Netenyahu’yu desteklediğini açıklayan birinin olması barışın değil savaşın ödülü olarak algılandı. Onun için Nobel ödülü hakkında kısa bir yazı ve Duvar Yazısı Edebiyat Kayıntısı’nın 59. bölümünü de mektupla yolluyorum.
Evet, kuşatılmış karanlık mekanlarda kalanlara nameler hiç ulaşmamış olabiliyor. Haliyle birçok candan bihaber kalabiliyoruz. Ağustos başı yazılan mektubunu yeni aldım. Öncesinde serginin yapıldığını duydum elbet. Sergiden çok önce yazılan namenin ardından aile aracılığıyla etkinliklerden haberdar oldum. Bu arada büyük üzüntüyle değerli dost, on yılların emekçisi adı onur ve biz içeridekilerin sesi olan Hüseyin Aykol’un iki kez beyin kanaması geçirdiğini, şu an entübe halde olduğunu aile aracılığıyla büyük bir üzüntüyle duydum/duymuş olduk. Tek ben değil buradaki tüm canlar etkilendi. Umarız ve dileriz ki iyileşir. Dışarıda, neredeyse otuz beş yılı aşkın bir süreden beri tanıyorum. İçeride geç öğreniyoruz ne yazık ki… Yeri doldurulamaz bir çınarımızdır o!..
Değerli Kekêm, artık kış başladı. Yaz sıcağında yazdın, ama buralara çoktan kış geldi. Burası karasal iklim ve Torosların arka yüzünün eteklerinden olduğu için yazın pervaneye ihtiyaç duymazdık. Kışı da sert ve soğuk işlemez oluyor… Dediğin gibi yine farklı bölgelerde söndürülemeyen orman yangınları yetmezmiş gibi zeytinlikler, portakal bahçeleri yok edilmekten geri durmadı. Yağmanın vardığı düzey sürdürülemez boyutlara ulaştı. Tek toprak mı, atmosfer bile sömürgeleştirmeden nasipleniyor. Bir avuç zenginin çıkarı için çoraklaştırılan bir dünya var ne yazık ki… Hoyrat bir saldırganlıkla yok etmeyi iş edinenlerin dünyasındayız. Hani Marx söyler ya, ağacın gölgesinin para edeceğini bilseler onu da pazarlarlar gibi. Şimdilerde ne ağaç bıraktılar ne de gölge… Ne kadar itiraz edilse de bildiklerini yapmaya devam ediyor muktedirler…
Duyarlığın/ız için tekrardan şükranlarımı sunarım. Başta Tülin Heval olmak üzere görülmüştür emekçilerine, Umut arkadaşa, redfotoğraf grubuna ve tüm özgür yaşam sevdalılarına selamlar. Sevgili yeğenim Öykü Can’ın da gözlerinden öperim…
Selam, sevgi ve saygılarımı sunar, başarı ve esenlikler dilerim…
Ayhan KAVAK
Yüksek Güvenlikli Hapishanesi E-1-5 Ereğli/KONYA
Fotoğraf: Adil Okay. Paris St.Lazar Garı önü.