21 Haziran 2026
“Teşekkürler Hayat!”
(Mercedes Sosa’nın şarkısından)
Merhaba Sevgili Adil Hocam!..
Biraz mahcuplukla nereden ve nasıl başlayacağımı düşünüyordum. İşte o an Mercedes Sosa’nın sahnedeki o asil gülüşü belirdi gözümde… “Teşekkürler Hayat!” diyordu. Biz bunu 2010’dan itibaren yaşam felsefesi edindik. Tabii insanı oluşturan iki temel taşı yani “Gözyaşı’nı ve Gülücük”ü es geçmeden…
Ve “Teşekkürler Hayat” iyi ki sizler gibi dostlarım var…
Benim için bizim için özellikle Joan Baez’le birlikte sahne aldığı o muhteşem görüntülerle birlikte dinlemelisiniz. Bu parça bizim kesintisiz üç yıl her sabah dinlediğimiz özel bir parçaydı. Ve inandık ki güne nasıl başlarsan öyle devam ediyorsun. Önümde üç adet zarf duruyor, her biri benim için birer deryadır. Yazma kararı aldığımda önce okumalarınızda kullanabileceğiniz bir ayraç yaptım. Ayracımızı “karahindiba” süslüyor. İyi okumalar.
Okumak… Bu birkaç gün içinde serçe-tutsak ilişkisine iyice inanmaya başladım. Ben 24 saatlik günün bir saatini, bir süredir mavi gökyüzünün altında, sesli kitap okuyarak geçirdiğimi yazmış olmalıyım… Ben ne zaman kitap okumaya başlasam onlar da okuma hızıma göre seslerini alçaltıyor ya da yükseltiyorlar. Yaz geldi bugün bu coğrafyada en uzun günmüş. Tabii kime göre en uzun gün sorusunu sormadan edemiyorum…
Mektubuma gönderdiğin postalara değinerek devam etmek istiyorum. Ondan önce bu sehpa ve yatağımın üzerinde olan eşyalarımı her defasında nasıl aramak zorunda kaldığımı belirteyim… Oysa her şeyin bir yeri var.
Yanıtlamadığım ilk postanı 5 Haziran 2026’da aldım. İçinde nar kabuğunun içinde filizlenen çiçek fotoğrafı var… Umudun hep var olduğunu, yaşam döngüsünü anımsattı bana. Çok şey anlattığın kısa notun, sonra ”Babamın Daktilosu” öykün bana yine ünlü bir filozofun “Her insanın anavatanı çocukluğudur” özdeyişini anımsattı. Ya da başka bir deyişle “İnsanın kişiliğinin anavatanı çocukluğudur.”… Beni mülteciliğe ilişkin düşüncelerime döndürdü yazdıkların. Bir dostumun yazdığı “Bir Gel-git hikayesi” adlı kitapta da benzer duygular yaşamıştım. Yüreğine sağlık… Zarfın üzerine bir not düşmüşüm. 8 Haziran gecesi öykünü saat 3’te sesli okumuşum. Ve asıl konu, 5 Eylül 2026’da İstanbul’da yapılacak sergi. “Ekolojik İsyan”… Bu konuda sağlığım elverdiği ölçüde size tekrar dönüş yapmaya çalışacağımı ifade edeyim.
Ve diğer bir postanızı 12 Haziran’da aldım. Kart hazırlama inceliğiniz için teşekkür ederim. Yaptığım ayracı bu inceliğinize teşekkür mahiyetinde kabul edin lütfen…
Üçüncü zarfında “Teşekkür Belgesi” ve yine benim için hazırlanan bir resim çıktı.
Buna Ahmet Say’ın bir söylemi ile geleyim “Asıl ben sizin o yüksek insanlık algınız için teşekkür ederim.” O yüce insanı da burada anmış olayım… Ahmet Say, geç tanıdığım için hayıflandığım insanlardandır… 122 insanın ölüm sürecini başlatan Hikmet Sami Türk’ü, sorumluluğunu yüzüne haykırarak dinlemeyecek kadar net duruş sergileyen bir aydınımızdı… Anıları önünde saygı ile eğiliyorum. Ona o tavrından sonra teşekkür için yazmıştım ve mesajımdan birkaç dakika sonra yukarıdaki iletiyi göndermişti.
Sevgili Adil Hocam… Birkaç gün önce gözlüğüm kullanılamaz hale geldi. Bir süre televizyon izlemeyeceğim. Ya da çok yaklaşmak zorunda kalacağım, o zaman bile astigmattan dolayı izlemekte güçlük çekiyorum. Gözaltına alınırken arızalanmış, tamir ettirmiştim, aynı yerden tekrar koptu, camı düştü.
Ve şimdi haber verildi. Yarın hastane randevum var Nöroloji polikliniğine… Umarım sabah sağılığım yerinde olur.
Size iyi çalışmalar diliyor, selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Umutla ve Dirençle Kalın.
Enver YANIK
R Tipi Hapishane D2-Blok 4 Nolu Hücre
Menemen/İZMİR