Dijital bir dayanışma deneyi: Tutsaklar yazdı, yapay zeka resme dönüştürdü

Cezaevlerindeki siyasi tutsaklarla uzun süredir mektuplaşma ağı kuran Görülmüştür ekibi, yeni bir çalışmaya imza attı.

Yıllardır içerde olan, dijitalleşme çağını içerden ve uzaktan izlemek zorunda kalan siyasi tutsakların hayal gücü ve anlatım biçimleri,  yapay zekanın marifetleriyle resme dönüştürüldü.

“Özgürlük aslında nerededir” sorusuyla yola çıkan ekibin, 40 tutsağın katkısıyla hazırladığı sergi bu kez Mersin’de kapılarını açacak.

Dijital Görüş-Tutsal Hayallerin Yapay Zeka İle Tanışması adlı sergi, 14 Haziran Pazar günü saat 17.30’da Mersin Kültürhane’de sanatseverlerle buluşacak.

Bu serginin, alışıldık resim sergilerinden bir farkı var. Sergide yıllardır içerde olan, kimi daha yeni tahliye edilen 40 siyasi tutsağın eserleri yer alacak.

Sergiyi düzenleyen Görülmüştür ekibi, uzun süredir cezaevleriyle dışardakiler arasında mektup dayanışma ağı yürütüyor.

Görülmüştür ekibi daha önceki yıllarda tutsakların resim, şiir, mektup gibi eserlerini de sergileşmişti ancak bu serginin, o sergilerden büyük bir farkı daha var: Bu sergide yer alan eserleri, siyasi tutsaklar düşündü, anlattı, yüzeye yapay zeka döktü.

Yazar Adil Okay’ın koordinesinde, Ezgi Bakçay’ın küratörlüğünde hazırlanan sergi için 40 tutsağın anlatımlarını yapay zekayla Deniz Şiar Bozkurt ve Burkay Gündüz buluşturdu. Serginin grafik tasarımlarını ise Tülin Şahin Okay yaptı.

Yazar Adil Okay sergiyle ilgili şunları söylüyor: “Teknoloji baş döndürücü bir hızla gündelik hayatı dönüştürürken; yapay zekanın yaratıcılığı köreltebileceği ve kullandığı enerji nedeniyle çevre tahribatına yol açabileceği yönündeki kaygıların farkındayız. Ancak bu projede, bu teknolojiyi mahpusların zihinlerindeki özgür alanı dış dünyaya taşımak için bir "dijital fırça" olarak konumlandırıyoruz. Amacımız, yapay zekanın soğuk verileriyle değil, insanın tükenmez hayal gücüyle bu imkanları yeniden yorumlamaktır.

Hapishanelerde fırçanın, boyanın ve renkli kalemin yasak olduğu bir gerçeklikte; biz onlardan fırça tutmalarını değil, zihinlerindeki çocukluk sokaklarını, unutamadıkları anıları veya ütopyalarını kelimelere dökmelerini istedik. Onlar renkleri ve ışığı kelimelerle resmederken, biz de bu betimlemeleri yapay zekâ aracılığıyla görsel formlara dönüştürerek "içerisi" ile "dışarısı" arasında yeni bir köprü kurduk.

Bu sergi bir teknoloji gösterisi değil, bir ahde vefa duruşudur. Doğayı, yaşamı ve özgürlüğü savunurken susturulmak istenenlerin, betona inat yeşerttikleri düşlerin dış dünyaya taşınmasıdır. Bu sergide, mahpusların mektuplarıyla şekillenen görseller şu temel soruyu soruyor: Maddi hayatın kısıtlandığı bir yerde, soyut düşünme yetisi hala ayaktaysa, özgürlük aslında nerededir?”

Kaynak: Birgün 

Sergiden bir çalışma