Yazar Bülent Parmaksız'dan mektup var: "Ailelerimiz çok acı çekti, özlemleri hiç bitmedi. "

 

07.04.2025, Sincan F

Sevgili Adil Okay,

              Öncelikle seni sevgiyle kucaklıyorum. İyi, sağlıklı, mutlu ve huzurlu olmanı diliyorum. 

              Sana en son 27 Ocak’ta bir mektup yolladım. 13 Ocak’ta, göndermiş olduğun kitabı aldığımı bildirmek için yazdım o mektubu. Gönderdiğin kitap “Filistin Günlüğü” idi. Öncesinde de 6 Şubat’ta bir mektubunu almıştım.  

              13 Ocak’ta cezaevine ulaşan kitabını-“12 Eylül ve Filistin Günlüğü” – ancak Mart ayı sonuna doğru alabildim. Sanırım yazmıştım, kitaplar iki ayda bir veriliyor bize. Kargo paketini açınca kitabı gördüm, ama kitap emanete alındı. Mart sonunda da verildi. Kitap verildikten hemen sonra kitabını okudum. Etkileyiciydi. Hem de çok. 

              Önce küçük bir anma. Bilmiyordum, kitabından öğrendim. 80’li yılların başında birlikte fotoğraf çektirdiğiniz kız kardeşini 6 Şubat depreminde yitirmişsin. Gecikmeli de olsa başın sağ olsun diyorum. Hürriyet kardeşimizin mekanı cennet olsun, ışıklar içinde uyusun, diyorum. Senin ve ailen için de büyük bir acı. Sana da sabır diliyorum. 

              Kız kardeşin ve ailen epey zorlu/acı dolu günler yaşamış, 12 Eylül’ün o karanlık döneminde. Hem acısı hem de özlemi büyük bir dönem yaşamışsınız. Sanki bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de deprem gelmiş. Çok can yakıcı, üzülmemek elde değil.

           (...)

              Ortak bir yanımız daha var. Ben de Çukurova Üniversitesi’nde okudum, 1983-87 arasında. 80 sonrasında kurulan ilk öğrenci derneklerinin kurucularındanım. Sizlerin ardından, birkaç yıl sonra bizler geldik okula. Sıkıyönetim yıllarıydı. Ama ona rağmen üniversitede mücadele devam etti. Tabii ilk dönemler daha içe dönük/kapalı yöntemlerle, 1986’dan itibaren dernekler kurulmaya başlandı. Yaygınlık/kitleselleşme o süreçte arttı. 1987 sonrasında İstanbul Üniversitesi’ne geldim. 1994 yılında da tutuklandım. 10,5 yıl kaldım içeride. 

              Sevgili Adil; kitabında ailenden de, acılardan ve özlemlerden bahsetmişsin. Birçok devrimcide olduğu gibi ortak yanlarımız o kadar çok ki… Ailelerimiz çok acı çekti, özlemleri hiç bitmedi. Yazdıklarını okuyunca bunları bir kez daha fark ettim/anımsadım. Senin ardından babanı ve kardeşlerini gözaltına almışlar/tutuklamışlar. Bunları hep kitaptan öğrendim. Hepimizin hikayesi birbirine çok benziyor. Kız kardeşin Hürriyet’ten bahsetmişsin kitabında. Ve sonrasında 6 Şubat depreminde yitirdiğinden… Çok etkiledi beni. Onca acı ve badireden sonra depremde hayatını kaybetmesi çok can sıkıcı ve üzücü. 

              Benim de iki kız kardeşim var. Annem, babam ve iki kardeşim yıllar boyunca hapishane hapishane peşimde dolaştılar. Hâlâ da dolaşmaya devam ediyorlar, ikinci mahpusluğum nedeniyle. 

              Son mektubunda ‘Süleyman Okay’ imzalı bir şiir göndermiştin. Mektubuna cevabımda (27.02’de) o şiire dair birkaç cümle bir şeyler yazmıştım. Süleyman Okay’ın senin müstear ismin veya kardeşin olduğunu düşündüm. Mektubumda da o şekilde bahsetmiştim. Fakat kitabından S. Okay’ın baban olduğunu öğrendim. Kitapta babandan bahsetmişsin. Mektuplarını da okudum. Sana yazdıklarını… Etkileyiciydi. Aydın ve duygulu bir insanmış baban. Yaşıyorsa ‘Allah uzun ömür versin’ diyorum. Kaybettiysen mekanı… 

              Sevgili Adil; mektubumu bitiriyorum. Kitabı gönderdiğin için teşekkür ederim. 

              Kitabı/günlükleri iyi ki yazmışın. Emeklerin çok ve kıymetli. 

              Filistin halkıyla dayanışma içinde hayatını yitiren bütün Türkiyeli sosyalistleri sevgiyle/saygıyla anıyorum tekrar. 

              Çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Seni sevgiyle kucaklıyorum. 

Not: Karalama yok. 

Bülent PARMAKSIZ

2 No’lu F Tipi Hapishane

Sincan/ANKARA