Sevgili Adil Dost,
Özlem ve Sevgiyle MERHABA,
Başlarken en içten duygularla selamlıyor, sonsuz sevgilerimle çalışmalarında başarılar diliyorum.
Dilerim her anlamda iyisin ve iyisiniz Sevgili Dost. Ben-bizler kavurucu sıcakların etkisindeyiz! Bunun dışında iyi olmaya gayret ediyoruz…
Mektubun Temmuz 14’te elime ulaştı, dün telefon görüşümüzdü, bizimkiler aracılığıyla kısa bir mesaj ilettim…
Diğer bahsettiğin mektup ulaşmadı elime Sevgili Dost. Bunca olumlu gelişmelere rağmen bizlere reva görülen bu hukuksuzluklara sabretmek gerçekten çok zor… Bence her yönüyle teşhir etmek gerekir bu ayıp yaklaşımları. İnsan bir tutsağın mektubunu kaybettirir mi?
Neyse Sevgili Dost, senin için zahmet olsa da mektubuna erkenden cevap oluyorum. Hem Yapay Zeka için hem de Çevre konulu çalışma için aynı zarfta yazılar yolluyorum. Dilerim istenen çerçevede ve derinlikte olmuştur.
Bitirirken seni ve tüm aile fertlerini en içten sevgilerimle selamlıyor, başarılar diliyorum.
Sonsuz Sevgiler
Ferhan MORDENİZ
Ben Kimim?
1998 baharında Amed’in Lice İlçesi’nde, dağlı bir ailenin altıncı ferdi olarak dünyaya gözlerimi açmışım… Çocukluğumun yedi yaşına kadarki dönemini bu şêrin ve tarihi ilçede geçirdim. Mezramız Lice’ye yakın olduğundan köy ve kasaba yaşamını, iç içe yaşama şansım oldu. Sonrasında göç ettiğimiz Amed Şehri ilk gençliğimin mekanı oldu. Lice’deki çocukluğum boyunca sevgili babam, devlet tarafından aranan bir kaçaktı her zaman. Bundan dolayı babamızı yılda bir, bazen birkaç yılda bir gizli bir biçimde yakınlarımızın evinde tanıdık… Babamız her zaman çok uzak memleketlerde kaçak işleriyle uğraşırken, ben ve Annem ilçemizin kadın falcısına, durumuna ilişkin kahve falı açtırırdık. Falcının öngördüğü büyülü kehanetler ve verdiği umutlu haberler Annemin depreşmiş kaygılarını giderir ve biz büyük bir umutla babamızın dönüşünü özlerdik…
Amed şehrine taşındıktan sonra kopup geldiğim uzun sıradağların özlemi beni hep kendine çekerdi. Mevsim yaz olunca kimselere bir şey söylemeden birkaç giysiyle birlikte Lice garajına gider, tanıdık bir minibüse biner, soluğu Lice’de Anneannemin evinde alırdım ve okullar açılana kadar yarım kalmış kır yaşamının özlemini giderirdim. Annemin söylediğine göre bir Mayıs gününde bu yolda doğmuşum.
Başka şehirlere de gittim ilk gençliğimde. Lakin hiçbir yer insanın doğduğu yer kadar güzel ve çekici değildir. Ben bu duyguyu her zaman yaşadım ve yaşıyorum. Sanırsam insan doğduğu yerdir biraz da…
1999 yılına geldiğimizde Kürt sorununun demokratik mücadelelerle çözümü için, ülke dışına çıkmak için uzun bir yolculuğa çıktım. O zamanın DGM’lerinde idamla yargılanıp, 36 yıl cezaya mahkum edildim. İlk tutsak yıllarımı Amed E Tipi Cezaevinde geçirdim. Sonra Muş, Bingöl, Karaman, Şırnak, İzmir ve şimdi de Antalya S Tipi Cezaevi’nde sürgünüm. İçerdeki zamanın çoğu onur mücadelesi ekseninde anlam buldu diyebilirim. Bunun yanında durmadan okuyup, yazıp, çizdim…
İçerde olmak özlemin kendisi oluyor biraz da. En çok kaybedilen, Annem, Babam ve yitirdiğim yakınlarım, arkadaşlarımı özlüyorum… Kardeşlerimin çoğu uzak diyarlarda sürgün hayatı yaşadıklarından, onları görme şansım hiç olmadı. Ayrıldığımızda küçücük olan kardeşlerim kırklı yaşlarına varacaklar… Bir gün buluşma ümidi hep diriydi içimde. Tıpkı şimdi olduğu gibi…
Ferhan MORDENİZ
S Tipi Kapalı Hapishane B-28
Döşemealtı/ANTALYA