Pr. Dr. Şehmus Güzel'i kaybettik... Anısına saygıyla

 

Türkiye işçi sınıf ve emek tarihi ve daha birçok konuda (örneğin Kadın sinemaları, Yılmaz Güney, Korsika, azınlıklar, AB) hakkında  çok sayıda kitap yayınlayan, ayrıca edebiyat denemeleri ve hapishaneler hakkında makaleleri bulunan Pr. Dr. M. Şehmus Güzel’i kaybettiğimizi üzülerek öğrendik. 

Onun 2010 yılında yazıp bize yolladığı makaleyi yeniden paylaşıyoruz.

Anısına saygıyla.

***

M. ŞEHMUS GÜZEL

SES(LER) DUVARLARI AŞARKEN/AŞ-ERKEN

Şiirleriyle, öyküleriyle, makale ve mektuplarıyla, değişik türdeki eylemleriyle seslerini duvarların ötesine ulaştıranları, ulaştarmayı arzuluyanları  desteklemenin tam zamanıdır. 29 Mart 2009 seçimlerinden sonra genel afın gündeme alınmasını ve genel af yasasının çıkarılmasını bilhassa arzuluyorum ve herkesi bu konuda çaba harcamaya davet ediyorum: Yıkılsın duvarlar ve özgürlüklerine kavuşsun çocuklarımız, kardeşlerimiz, yakınlarımız.

Evet bugün dünden daha çok dört duvar arasında tutulanları anımsamanın zamanıdır. Yirmidört saatimizden yirmidört dakikamızı onları düşünerek geçirmek. 

Denemekte yarar var. Vicdanı olanlar için. 

Bugün dört duvar arasında tutulanların, tutsak edilenlerin dertleri pek çok. Hasta oldukları halde tedavilerini özgürce yaptırabilmelerine izin  verilmeyenler var. Odak dergisinden iyi şair Erol Zavar örneği en bilinenlerden biri ama onun gibi onlarcası var.  

Çocuklarıyla dört duvar arasında çile dodurmak zorunda kalan analar var. Çocukları da onlarla çile dolduruyor. Çocuklar(ımız)a sınıfları dolduramadan çile doldurtmak  kimseye yakışmaz oysa.

Bu duvarların aşılması şart. Çok  çile çekildi çok. Çok insan öldü(rüldü) çok. Yeter artık. Edi bese ! Ya basta ! Assez ! Bu kadar acı bize yıllarca yeter. Üstü kalsın kardeşim, is-te-miyoruz  artık be !Yeter  be ! Yeter !

Bu ses sadece benimki değil. Sesime başka sesler de katılıyor. Sesim onlarınkinden güç alıyor. Sesime ses veriyorlar. Bana heyecan. Vicdanı olanlara vicdan daha çok vicdan. İyi şair, öykücü, deneme yazarı, her parmağında bin marifet, dostum  Adil Okay ve arkadaşları aylardır bir  deneyim, bir eylem içinde. Türkiye için hem önemli hem de onur kurtarıcı niteliği açısından anılmaya değer.

Adil  bu, dört duvarı bilir. İşkenceyi bilir. İşkencecilerin, katillerin yaralı bir tutsağı merdiven boşluğuna öldürmek için, evet  evet  yanlış okumadınız, öl-dür-mek için, nasıl attıklarını ve « öldü mutlaka » diye nasıl bıraktıklarını bilir. Çünkü kardeşlerim bunların tümünü  ve tamamını ve hatta fazlasını bu adam bizzat  yaşamıştır.  Bu adama bütün bunlar reva görülmüştür. Akıllar al(a)maz. Etinde  izi  durur(…) Evet Adil bu, aylardır değişik dört duvarlarda çile dolduran  ve kimi yıllardır süren duruşmalarına rağmen bir  türlü bitirilemeyen davaların « sanığı » insanlarla mektuplaşıyor.  (…) 

Evet elleri kalem tutan, gönülleri coşku dolu, yürekleri pırpır eden insanlar(ımız) sesleriyle duvarları aşıyorlar. Bu seslere kulak vermek gerek. Sesimizi bu seslere katmamız gerek. Bu ülkeye, bu topluma artık bir genel af gerek. 29 Mart 2009 seçimleri sonrasında genel affın gündeme alınması dileğiyle. Dört duvarlar boşaltılsın. Çocuklarımız, kardeşlerimiz güne  ve güneşe kavuşsunlar. Denize. Çiçeklere. Güllere. Ağaçlara. Bahara ve yaza. Çocuklarına.  Ana ve babalarına. Eşlerine. Yakınlarına. Sevgililerine. Sevdiklerine. 

Yeter artık !Yeter !

M. Şehmus Güzel Haziran 2020