Hasta Tutsak Devrim Ayık'tan Mektup Var

24.04.2024

Değerli Adil Heval Merhaba,

Öncelikle seni, aileni ve yanında bulunan tüm değerli arkadaşları zindan direniş ruhuyla selamlıyor, yoldaşlığın sevgi ve özlemiyle hepinizi kucaklıyorum. 

Heval Adil, yolladığın kitaplar ve selamların benim açımdan çok değerli ve anlamlıydı, spas. Her daim namelerimi konjonktürel süreci ele alarak başlamak bende bir kültür halini alsa da, ilk name olduğundan girmeyeceğim. Fakat şunu belirtebilirim bizim bir arkadaş “son muhteşem olacak” diyordu. Ben de ek olarak, sadece son değil, her anımız muhteşem olacaktır diyorum. Özgürlük bir hayal kadar bizden uzak değil, bir adım önümüzde ve bu yılın özgürlük yılı olacağına inanıyorum.       Heval Adil, yazdığın kitaplar çok değerli ve anlamlıdır. Önerim: Zindanların sesi olan kitaplara devam etmen yönünde. Zindanın dışarıya, dışarının zindana bakışı, duygular, hisler, yaşam serüvenleri ve yine hak ihlalleri vs… Zaten ilgi alanın olan bir yer.

Beni / bizleri soracak olursan iyi ve moralliyiz. Bizler de rutin zindan yaşamını anlamlı geçirmeye çalışıyoruz. Biliyorsun, zindanlar anlam dünyasının geliştiği, zenginleştiği mekanlardır. Bol bol okuyup, tartışıp tarihi ve süreci anlamaya ve anlamlandırmaya çalışıyoruz. “Doğru tarih doğru insandır, doğru insan doğru yaşamdır” der Bilge. Bu temelde zihnimizi zinde tutuyor, buna denk bir yaşamın sahibi olmaya çalışıyoruz. Ne de olsa siyasi-politik tutsaklarız. Tabii bunların yanında bir de kendi aramızda sosyal-kültürel etkinliklerimize de yapıyor/yaşatıyoruz. Koşullarımız tüm zindanlar gibi ağır ve katı uygulamalarla sürse de bu bizleri moral olarak etkilemiyor. İşin paradoks yanı ise bu zindan başta olmak üzere 2-3 zindan dışında katı politikalar üreten bir zindan yok. İdare ve gözlem kurulu, dönemsel değerlendirme ile “iyi halli olmadığına” dair karar vererek cezası bitmiş arkadaşlarımı bırakmıyor. Yani anlayacağın heval, fiili infaz yakma ve yatırma yöntemi. Oysa diğer zindanlar 3 ya da 6 ay erteleyip bırakıyor. Burada 3 arkadaşım bırakılmıyor. 

Mehmet Paksoy arkadaşım 16 yıldır hükümlü. 2 yıl önce tahliye olması gerekiyordu, fakat iki defa birer yıl ertelediler ve bu yıl başında bir yıl daha ertelediler. Mustafa Filitoğlu arkadaşım ise 10 yıldır hükümlü ve geçen yıl Eylül ayında tahliye olması gerekiyordu. Fakat önce 6 ay sonra bir yıl daha uzattılar tahliyeleri. İshak Yılmaz arkadaşımın zaten toplam cezası 3 küsur yıldı ve hepsini yatırdılar. Gelecek ay tahliye olacak. Varsın etsin bizler 3-5 yıl fazla yatmayı onurumuzdan ve moralimizden daha değerli görmeyiz ve yatarız. İşin ilginç yanı, yargı sisteminde AİHM’e kadar itirazlarımız ret ediliyor. 

Değerli heval, burada iki odamız var. Birinde ağırlaştırılmış bir arkadaş (Emrecan Demir) tekli odada kalıyor, diğerinde ise biz 15 arkadaş kalıyoruz. Ayda 2 gün spor bir gün fitness faaliyetlerine çıkıyoruz. Tabii bunun dışında oda avlusunda futbol, voleybol vb. etkinliklerimizi yapıyoruz. Sağlık konusunda odanın yarısı hasta. Sanki tüm kronik hastaları buraya toplamışlar:) Sözde tam teşekküllü hastaneler var deniliyor, ama ya tedaviye geç götürülüyoruz ya götürülmüyoruz ya da çarpık bir tedavi anlayışı mevcut. En doğal hakkımız olan tedaviye erişim hakkımız son 2 yıldır askerlerin “ağız içi arama” uygulaması nedeniyle engelleniyor. Cezaevi idaresinin bunu çözmesi gerekirken, aksine “aramaya karşı gelmek” suçlamasıyla disiplin cezası veriyor. Yani anlayacağın heval, toplamda 6-7 yıllık zindan sürecimde almadığım disiplin cezalarını burada bol bol aldım. Daha yeni görüş cezam bitti. 

Yeni genelgelerle önce “birden fazla kişi aynı zarfta mektup yollayamaz” dediler. Bir süre sonra “mektup yazan kişi, tek zarfta birden fazla kişiye yazamaz.” dediler. Tabii bizi zorlayan asıl şey ise pul fiyatlarının uçmasıdır. Bazen ayda bir, bazen haftada bir zam yapılıyor. 2,5 TL. olan normal mektup şu an 20 TL üstünde, 4 TL olan taahhütlü name 60 TL’nin üstünde. 5-6 TL olan fax şu an 35 TL. Kantin fiyatları hakeza öyle. Bizler çalışan, para kazanan insanlar değiliz. Bu politika ile dışarıyla ilişkimizi (hakkımızı) kesmek istiyorlar. Kısmi de olsa bize verilen haklar var ve şimdi de bunlar çok görülüyor. Düşünsene, bir arkadaşımı ziyaretçi görüş kontenjanıma yazmak istiyorum, ama 3 aydır “güvenlik soruşturması yapılacak” mazeretiyle bekletiliyorum. Siyasi bir dosyası olan kimseyi yazamıyorum zaten, ne alakaysa!

Biraz da sağlığımı merak ettiğini biliyorum. 2012 yılından bu yana Crohn (Bağırsak zehirlenmesi) hastasıyım. 2 defa ağır ameliyat geçirdim ve toplamda 1 metre bağırsağım alındı. 2. ameliyatım çok ağır geçti. 2017 yılında zindanda aylarca tedavim yapılmadığından, bağırsağımın 4 ayrı yerinde patlama oldu ve acil ameliyat ile 60 santim bağırsağım alındı. Beni sağ bırakan şey ise, kilomun 49 kiloya düşmesiydi. Bağırsaklar birbirine yapışınca iç kanama riskinden kurtuldum. Eylül 2021’de doktor beni acil hastaneye yatırarak kontrollerimi yapıp bana “zindan senin için iyi değil ve 3. ameliyata doğru evriliyorsun. “3. ameliyattan sağ çıkamayacaksın.” dese de, o gün bugündür bağırsaklarım ne durumdadır bilemiyorum. Çünkü henüz tedaviye gidemedim. 

Gözlerim çocukluktan beri engelli ve 16 yaşımda sağ gözümü kaybettim. Sol gözüm ise son zindana girdiğim 2021 yılında -30 iken, bugün -32 oldu. Tedavim burada yapılamadığı gibi başka bir şehirde yapılmasına da engel olunuyor. Siyasi kimliğimizden kaynaklı olsa gerek, “bir şeyin yok, kimse sana bakamaz” vb. gerekçelerle geçiştiriliyor. 

Yine kulaklarım çocukluktan beri sorunlu ve iki zarı da yırtık. Son zindana girdiğimden bugüne kadar işitme kaybım ilerledi. 4 yıldır uğraşıyorum ameliyat ettirmek için, fakat geçiştiriliyor. Bakalım birkaç ay önce Eskişehir Şehir Hastanesi doktorları “biz yapabilirsek yaparız” dedi ve sonunda yapamayacaklarının kanaatine vararak beni sevk ettiler. Yani bu sefer de geçiştirilmezse iyidir. Yoksa ilerde hiç duyamayacağım. 

Tabii bir de diş sorunum var. Zindanda tedavisizlik nedeniyle Crohn hastalığım dişime de vurdu ve dişlerim parça parça kırılmaya başladı. Şu an 3-4 tane çektirmem lazım ve 4 yıldır bunun mücadelesini veriyorum. Anlayacağın hevalim, sağlığım bu mekanlara uygun olmasa da, tapu gibi “cezaevinde kalabilir, hatta tek başına da kalabilir” raporu mevcut. Eskişehir Şehir Hastanesinde bir doktor “zindan hastalığına göre bir yer değil” derken, diğer doktor yukarıdaki raporu onaylıyor. Paradoks var değil mi?

Değerli Adil heval, bende de, bizde de durumlar böyle. Fakat şuna inanmanı isterim; 2024 yılı Dem Dema Azadiye yılıdır. Yani tüm bunların ortadan kalkacağı ve özgür bir yaşamın tüm insanlığın yaşamına özelde de bizim yaşamımıza sirayet edeceğini ve özgür ülkenin özgür güzel mekanlarında bir araya geleceğimize inanıyorum. Bu inanç bizleri canlı, moralli tutar. 

Değerli Adil heval, ben de hem bir selam hem bir teşekkür mahiyetinde sana misafir olmak istedim. Dilerim ilişkimiz devam eder. Yazı yazarken bir yerden sonra göz kayıyor ve bu nedenle yazım biraz kötü olabilir. Tekrardan seni, aileni ve yanındaki emektar yoldaşları en içten yoldaşlık duygularımla selamlıyorum. Hoşça, sağlıkla kalın. 

Umutla, Dirençle

Sevgilerimle

Devrim AYIK

H Tipi Hapishane ESKİŞEHİR