İnsan alışkanlıklarını kolay kolay değiştiremiyor, hele zor zamanlarda edindiklerini bir türlü bırakamıyor. İçerde değil dışardayız ama bakmayın yine sabah sayımı yapıyoruz kendimize. Gözlerimi açar açmaz haberlere baktım. Soma Maden Katliamı’nın yıldönümü. İyi ki varsın Selçuk Kozağaçlı, Can Atalay… Hep aklımızdasınız. Sizi hatırlıyoruz.
Mahpusluk olmasa sabahları kendime vakit ayıran biri değildim. Yaşadık artık birkaç kere, “Çay mı kahve mi demlesem” diye mutfağa yöneldim. Bileklerimizde kelepçeyle Çağlayan Adliyesi’nden Silivri’ye gittiğimiz günü hatırladım Selçuk abi.
Saatlerce bir şey içememiştik, “Çay mı kahve mi” diye sormuştun. Bir an önce koğuşa geçip kahve içmek istediğini söylemiştin. İşte sizi hep hatırlıyoruz.
“Sabah sabah neyime benim çay, kahve” dediğim sırada hazır paket nane-limon çarptı gözüme. Salladım hemen sıcak suya. Karnımda bir sızı var, “Açlık böyle ağrıtır mıydı hep?” diye düşündüm. İyi ki varsın Tuğçe, Rezan, Cem… Hep aklımızdasınız.
***
Apar topar çıktım evden, tesbihimi ceketimin yan cebine iliştirdim hemen. Tutuklandığın ilk gün bir tesbih yollayacaktım sana, hâlâ yollayamadım. Alican Uludağ hep aklımdasın.
Sizi unutmadım ama İstanbulkart’ımı hep unutuyorum. Otobüse adımımı attığımda fark ettim. Arkamda insanlar birikti homurdanmalar başladı. Kenara çekildim. “Kare kod ile ödesene oğlum” dedim kendime. İstanbulkart uygulamasını açtım telefonumdan. Olmadığı projeden tutuklu Iraz Bayrak, hep aklımdasın.
Apar topar indim otobüsten, ağabeyim ve Enes ile Silivri yoluna koyulmak için arabaya atladık. Arka koltuğa sigaramdan son nefesi çekerek bindim. Sırtımdaki çantayı yan koltuğa atacaktım ki avukat cübbesini gördüm. Avukatlık yaptığı için tutsak edilenler aklımızdasınız. Mehmet Pehlivan seni hep hatırlıyoruz. Behiç abi unutmadık…
Bakırköy sapağına kadar güldük, ta ki Bakırköy tabelasını görene kadar. Silivri yolundayız, bakmayın her cezaevinde beklediğimiz var bizim. Çiğdem, Mine, Pınar sizi hep hatırlıyoruz.
***
Silivri’ye yaklaştıkça doğanın da farkına varıyor insan. Pencereyi araladım, çiçek açmış yerlere baktım gözlerimi kısıp. Peyzaj diye bir şey bilmezdim. Aylarca aynı ranzada uyuduğumuz peyzajcı İBB tutuklusu Hüsnü Yüksel Tunar, her çiçek gördüğümde aklımdasın. Hep seni hatırlıyorum.
Kehribar tesbihimi aldım elime, hızlıca bir tur çektim, sonrasında parmağıma doladım. Çiçeklerin bittiği yerde bir tabela çıkar karşına Silivri yolunda. “Ekrem” yazar. Hapishanede avukat görüşlerinde herkesi selamlardın, “İyiyim Ekrem Bey, siz nasılsınız?” derdim. “Başkan” eyvallah, tüm Türkiye’nin aklındasın. Seni hatırlıyoruz, tutsak başkanlar aklımızdasınız hep. Avukat kabininde kafamı her çevirdiğimde görmek istediğim Tayfun Kahraman, seni hatırlamamak ne mümkün…
Karargâha çevrilen Silivri’ye kart göstere göstere girdik. “Adam vurmaya gelsek böyle çevrilmeyiz” dedim. Çok da vururuz ya sanki… Hızlıca indim arabadan, çantamı sırtıma attım, kafamı kaldırdım, “Marmara Kapalı Cezaevi”. Tahliye olduğumda bırakıldığım yerdeydim yine. İlk gördüğüm insanlardan biri de İsmail Arı’ydı. Tutsaklar, esirler, Edirne’den Kars’a, hep aklımızdasınız.
Kaynak: Birgün