Cengiz Sinan Çelik'in "Esmiyor" sergisine yolladığı şiir: RÜYA İÇİNDE UYKUSUZ

RÜYA İÇİNDE UYKUSUZ

Üç mevsim üç yönün silinip yok olan hüzünlü tarihine doğru

Sadelikle akmayı bilen ırmakların koynundan balıklarla

Ama güneşte sükûnetle açan çiçeklerin hatırasını da unutmadan

Varoluşun kavmine göçmek halinin keskin bilgisiyle

Çocukluğundan beri aç nefesini uzun tutan

Ve dahi rivayetlerde adı hep yalnızlığın nizamıyla çağrılan

Kimyasıyla eşsiz dünyanın aslını sayfalardan çıkararak

Ateş hattının ön saflarında su ve yosunla bir olup

Toprağın sırrı geyiğin dedikleriyle yeniden öğrenmek için

Hiç bıkıp usanmadan çarpışa çarpışa

İşte böyle kök saldım sırtını dağa yaslayan ormanda

 

Gün uyandığında gördüğünüz yeryüzünü saran yaralarım

Sorgusuz sualsiz hayat bilgisi dersinden kalmadır

Şüphe yok ki kötülüğün karanlığı benim mavi zihnimden

Ve şebnemin aydınlığından güçlü değil

Çünkü kelebek hafifliğinde insan sıcağına yanaşan

Masaldan çıkma zeytin dalının soyundan gelmeyim

Sahi solmanın yazgısıyla buruşan bir yaprağın

Gözlerime bağışladığı gündüz düşünden uyanıp

Sakıncalı suların uçlarında taşları benim gibi

Düpedüz ustalıkla sektiren kaç kişi var

Şu başsız sonsuz yer düzlüğünde

 

Daha dokunur dokunmaz ürpertiyle akan terimin tuzunda

İyiliğin ne olduğunu bilmeden saklanan korkunun sebebine

Ama gecede ay doğarken yalkılayan kasvetli gölgesini

Söz verdiği ovaya seren dağın sessizce mırıldanıp

Sayıkladıklarına bir boşluk bırakarak

Öyle durup beklemeden güneşin vurup yaraladığı

Sarp kayanın meşalesini güçlü bir öfkeyle kaynayan

Paramparça güzel şu eski yeryüzünde

Benim gibi marifetle taşıyan kaç kişi var

Zaten yalın bir yalnızlıkta yaşamaklığa bilenip

Işık yağmuru altında sınırların ötesini düşünerek

Hayali kurulmuş hayatın anlamını bulmak için

Çocukluğumla beraber arkama bakmadan yürümesem

Uğultuyla gelen güne karışan demirin hoyrat çınıltısı

Kökü külle zehirlenen ağacın çıldırtan yakarışı

Ama gökyüzünün yoksulluğunda ufkun yası bitmeyecek hiç

Ancak dolunayın gayesi gecenin ağzından öpmekse eğer

Kuşkusuz yıldızların zamana düşürdüğü gölgenin serinliğinde olacak bu

Fakat benliğim o büyük aydınlığa çıkmadan önce

Biçimli bir leylak yahut hikayesi olan bir insan

Masumiyetin gözleriyle insanın insana ettiklerine bakacak

 

Çünkü çiçeklerin göğsünde atan yüreğiyle insan güzeldir

Fakat su diye çatlayan toprağın varlığını unuttukça

Kırılan dalın ilenciyle hem hırlı hem karanlık

Demek ki cemreyle gülün dengesini bilen kuşun

Tünediği yuvayı ezberlemiş bu dal

Uzun bacaklı atların koştuğu gövdeme uzanıyor

Ve demek ki ağacın yangınlardan sonra külün mizacına

Rüzgarın dönüşünde gizlenen kanat açıklıklarına

Ve dahi tohumun şanıyla olgunlaşan meyvenin kanına

Bahçeyi örseleyen ayak izlerinin lekesine söyleyecek sözü var

Ama ben başka çöllerin yabancısıyım

Ve kendimden biliyorum ki insan alışmıyor kanın kinine

Çünkü rüzgardan sonra uzun uzun yağmuru bekliyorum

Geniş çayırda sesi hüzünle titreyen gecikmiş esintiyi değil

Düş kırıklığıyla savrulan otun yazgısını hiç değil

Tenimle ve uzak görünümlü kuşların hatırasıyla

Çok eskiden tecrübe ettiğim çağlayanla ilgilenen

Parlak kıvılcımlı yağmurun kitabını bekliyorum

Gecenin arsızca gözlerimden çaldığı uykuyu

Avare bir bulutun seyrinden umarak

Göğün temiz yüzüne aldana aldana bekledim

Sonsuzluğun gelişini şimdi düşününce buradan alıp

Parmaklarımın ucunda sanki yürek gibi atan bir serinlik yayılıyor

Dikenin kanattığı yaramı öpen annemin ellerine

Fakat ben gelmez yağmuru beklemekten bitap

Sen sabah bakışlarınca sakin bir gülümsemeyle yalın ayaktın

Sanki gelinciğin hevesiyle kırmızı ama biraz tedirgin

Alevlerin kızıllığıyla sönerken kıyıya vuran hayatsızlık kadar

Acının ve sessizliğin buruk damlaları düştü payımıza

Çünkü üç mevsim üç yöne doğru silinip yok olan her şey

Kesik kesik izler bıraktı çocukluğumuza ve

                                                         yaşlı dünyaya

 

Sahi kiraz ağaçları ne zaman çiçeklenirse yepyeni sözler için

İşte o zaman dalgalı denizin hicapsız kıyıları yurt olacak

Sadelikle akmayı bilen gözyaşlarımızdan hayat bilgimize

Çünkü başlangıç güzel ve hep gepgenç bakıyor yüzlerimize

 

Cengiz Sinan Halis ÇELİK

S Tipi Yüksek Güvenlikli Hapishane A-7

Çarşamba/SAMSUN