35 Yıldır tutsak olan İnfazı yakılan Resul Baltacı'dan mektup var: "Bu 35 yıl içinde acılar kurşun gibi ağır geldi bana. "

21 Şubat 2026

Sevgili Adil,

              Özgür duygularımla ve sıcak özlemle seni ve tüm değerli aile fertlerinizi selamlıyorum. İyi olmanıza hakikaten çok sevindim. Dediğiniz gibi, çok uzun bir zaman oldu yazışamadık. Birkaç kez aile aracılığıyla size selam gönderdim. Selamınızı aldım. Birkaç yıldır pek mektup yazmadım. Daha çok hukuki konularla uğraştım ve iyi bir sonuç almadım. Bugüne kadar bana kaç mektup, kaç kart, dergi ve kaç kitap gönderdiğini bilmiyorum. Çünkü duyarlılığınızı, emeğinizi unutacak insan değilim. Hep kendimi borçlu gördüm. Size karşı saygım ve sevgim hep büyüdü. Bir kez daha o sıcak ve samimi yüreğin için teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. Bu 35 yıl içinde acılar kurşun gibi ağır geldi bana. 

              Mahpus hayatımda pek çok şiir, öykü ve dinlediğim anılar yazdım. Baştan söyleyeyim, ben bir şair değilim. Yeri geldiğinde duygularımı şiire döktüm. Bazı arkadaşlarım daha ilk yıllarda “şiir yazmak boşuna bir çabadır.” dediler. Yine de ara sıra Türkçe ve Kürtçe şiir yazdım biliyorsun ve iyi bir şairsin. Aslında ailece edebiyat ve şiirle uğraşıyorsunuz. Bence şiirlerin bir ayağı derin acılardır. Bir diğer ayağı “yokluk, sefalet ve cehennem aksidir”. Sözcükler “uğruna ölümlere gidip gelmektir.” Her sözcüğü bir resimdir. Hasret, sevgi, aşk, zulüm, zindan, dağ, deniz vs.

              Sevgili Adil, şu an dışarda güzel günler, aylar gürül gürül akıyor. Ben kederi, elemi iyi bilirim. Bazen penceremden küçük bir gökyüzü görüyorum. Işıkları, güneşi, gün batımını uzaktan izliyorum. Ben bu kadim Anadolu ve halkı çok sevdiğim için “çağdaş suçum”…… Petrol baronlarını iyi tanıyorum. Kanlı, kirli para patronları birer canavar, çocuk cellatlarıdır. Eli kanlı holdingleri iyi biliyorum. Onlar Adaletin can düşmanlarıdır. Fakat gün gelir devran döner, Anadolu, Mezopotamya ve Ortadoğu halkları için umut dolu bahar olur. Zeytin dalı acı çekmeyecek, buğday başakları özgürce dans eder. 

              Sevgili Adil, değerli mektubun içinde yeni sergi çalışmanız- projeniz ile ilgili bir de açıklama yazısı vardı. Konu çok güzel. Şimdiden büyük başarılar diliyorum. Beni de dahil etmek istediğiniz için teşekkürler. Bu yaratıcı sergilerden geri kalmak istemiyorum. Biliyorsun, yıllardır içerideyim ve dijital teknolojiden uzak kaldım. Dışarıda olduğum yıllarda daha cep telefonu yoktu. 

              Sergi için bir iki şey yazarım. İçinde uygun olanı siz seçin. Umarım bir şey ortaya çıkar. Ama size olan güvenden dolayı rahatım. 

              Bu arada gönderdiğin “sürgün yaşamının özeti”ni çok beğendim. Çok sade ama derin bir tarihin özeti. Bu arada yeğenim Öykü’nün durumu nasıldır? Halen o küçük ve tatlı resimleri gözlerimin önünde. Umarım her zaman iyidir. Selam, sevgilerimi iletirsen sevinirim. Bir ara sayenizde birkaç kişi bana mektup yazdı ve zamanla kayıplara karıştılar. Gerçi kimseye haksızlık yapmayayım, benim de zindan hayatı çok uzun oldu. 35 yıl az buz değil. Aldığım hücrelerden dolayı koşullu salıvermeyi ortadan kaldırdılar. Bir de ek cezalar verdiler. Ne zaman tahliye olacağımı tam bilmiyorum. Uzun mahpusluk yaşamım birlikte pek çok kronik hastalıklar da getirdi. Koşullar el vermiyor yoksa ameliyat olacaktım. Her neyse yaşadığım kimi acılarla sizi üzmek istemiyorum. Takip ettiğim kadarıyla uzun süre mahpus yatanların sonra dışarda pek uzun yaşama şansları yok. 

              Bu seferlik sohbetimize bir virgül koymak istiyorum, umarım bir dahaki sohbetlerimiz yüz yüze ve betonsuz diyarlarda olacak. Kendine, yüreğine iyi bak. Şimdiden Newroz Bayramınızı kutluyorum. Herkese selamlar…

              Selam ve sevgilerimle

 

Resul BALTACI

T Tipi Kapalı Hapishane A-23

Çilimli/DÜZCE