Siteye Eklenen Tüm Yazılar

Meral Turmuş'tan mektup var: "yine yasaklar, el koymalar ve aramalarla ortam gerilmek isteniyor"

“En başta şaka olmadığını söylemeliyim. Maalesef. Uçlu kalem, renkli tükenmez kalemler (kırmızı ve siyah), para bandı, kalemtıraş, jilet… Hepsi yasak… Evet kurşun kalem sanırım M.Ö’de de kullanılan kalemi kullan ama açmak için bıçak kullan deniliyor. Bıçak da meyve bıçağı, ucu kırılmış veriliyor. Tüm koğuşa sadece iki tane. Niyesi yok. En azından mantıklısı. Ayrıca üç tane renk verilen tükenmez kalemlerden kırmızı ve siyah yasaklanarak, tek renk mavi kullanabiliyoruz. Bir şey yırtıldığında, bantlamamız gereken bir şey olduğunda yapıştıracak hiçbir şey yok.

Kum Saati

KUM SAATİ

İnsan ruhunu dinginleştiren deniziyle küçük bir sahil kasabasıydı. Yirmiyi geçmeyen renkli yapıları özenle yerleştirilmişti deniz kıyısına. Büyüleyici ve etkileyici bir varlık oluşturuyordu her biri. Enerjinin katılaşıp madde halini almış en güzel örneklerini teşkil ediyorlardı. Aynı zamanda huzur aşılayan bir güce sahipti bu kasaba. Hangi olgunun onu buraya getirdiğini bilmiyordu. Fakat böyle bir yeri ömründe bir daha göremeyeceğini biliyordu. Bu kasabaya yerleşmeyi bir şans sayıyordu kendine.

İşçi Avukatlığın Ekonomi Politiği Kitabı Üzerine

Merhaba,

«Filozoflar dünyayı türlü biçimlerde yorumlamakla yetindiler; sorun onu değiştirmektir.» — Karl Marx

Bu cümle Marx’ın *“Feuerbach Üzerine Tezler”*inin on birincisi ve sonuncusudur. Bu tezin işaret ettiği nokta; var olan durumu tespit etmek değil, nesnel durumu ortaya koyup nasıl bir yönelime girilmesi gerektiğinin ifade edilmesiydi. Yorumlamak yetmezdi; asıl olan onu değiştirmekti.

Mahmut Soner yazdı: "Erol Zavar, ben ve Deniz’e kamera kırma iddiasıyla soruşturma açıldı. kamera ile uğraşmamıştık bile. Yani yön çevirme durumu bile olmamıştı. Hücre cezası verdi idare. İtiraz ettik. "

"Erol Zavar, ben ve Deniz’e kamera kırma iddiasıyla soruşturma açıldı. O sıra tüm arkadaşlara da soruşturma açılmıştı. Yaklaşık 70-80 kişiye. Biz açık görüşten dönmüştük, bu nedenle kamera ile uğraşmamıştık bile. Yani yön çevirme durumu bile olmamıştı. Hücre cezası verdi idare. İtiraz ettik. İnfaz Hâkimi İdare’ye zararı sorduğu bir müzekkere yazmış, idare resmi yazıyla kamerada zarar olmadığını beyan etmiş."

***

12 Nisan ’26   ELAZIĞ

Sevgili Adil Okay,

Eskişehir hapishanesinden Ömer Duman yazdı: "Üç arkadaş cezasını bitirmiş ve infazını yatıyor ikisi otuz yıllık."

“Bizler de burada on arkadaş ve bir odayız. Üç arkadaş cezasını bitirmiş ve infazını yatıyor (ikisi otuz yıllık). Yine iki (biri otuz yıllık) arkadaşın cezası dolmak üzere. İnfaz yakmadan dolayı kalma olasılıkları yüksek… Spor dışında hiçbir kursa çıkarılmıyoruz. Üstelik etkinliklere katılmıyorlar diye “iyi hal” değerlendirmesi yapılıyor.”

21.04.2026

Merhaba Adil Arkadaş;

İnfografik: İstatistiklerle Türkiye'de işçi mahpuslar

Mahpusların beşte biri çalıştırılıyor ancak gündelikler asgari ücretin üçte biri değil.

Adalet Bakanlığı’na bağlı Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu verilerine göre, 2025 yılı sonu itibarıyla 77 bin 186 mahpus işyurtlarında çalıştırılıyor. Bu veri, Türkiye’de hapishanelerin aynı zamanda büyük bir “üretim alanı” haline geldiğini ortaya koyuyor.

"SİYAH, BEYAZ VE GRİ"

02.01.2026

SİYAH, BEYAZ VE GRİ

              Siyahı kötülük, beyazı iyilik olarak adlandırdığımda; şu an toplumumuzdaki insanlarda iyilik ve kötülük o kadar karışık ki gri rengine dönüşmüştür. Gri rengi belirsiz ve gizemli bir renk. Şu an toplumumuzda yaşanan bazı acı verici ve insanlık dışı olayların, beni derinden üzdüğünü belirtmek isterim. 

17 Yıldır Süren Bir İmece

# Dayanışmanın Postası: 17 Yıldır Süren Bir İmece

Bu hafta postaya verilecek mektuplar yine masanın üstünde birikti. Her biri ayrı bir sesi, ayrı bir hikâyeyi, ayrı bir yalnızlığı taşıyor. Görülmüştür Kolektifi olarak bize ulaşan her mektuba yanıt vermeyi bir sorumluluk değil, bir dayanışma biçimi olarak görüyoruz. Çünkü mektup, yalnızca bir kâğıt parçası değil; uzakların birbirine uzattığı bir eldir.