Siteye Eklenen Tüm Yazılar

Tutsak yazar Nuri Akbulut'tan "Aşk ve Meşk" hakkında bir deneme

AŞK NEDİR MEŞK NEDİR

Aşk nedir, bilmiyorum. Bilmiyorsam niye soruyorum? Sormazsam biliyorum demektir. Bu yüzden soruyorum. Sorunun cevabını arıyorum ama hangi zihnimle? Çünkü tek bir zihnim yok; duygusal, sosyal ve analitik yönleri olan çok katmanlı bir bilince sahibim.

Analitik zeka tek başına kaldığında yanılabilir, hatta yalan üretebilir. Doğruya yaklaşmak için duygusal ve sosyal zekayla birlikte çalışması gerekir. Bu birliktelik oluştuğunda “demokratik bir bilinç” ortaya çıkar. Aşk gibi bir soruya ancak böyle bir bilinçle yaklaşılabilir.

29 Yıldır tutsak olan yazar Resul Kocatürk'ten mektup var: " Yeni sergi projeniz oldukça ilginç ve heyecan verici."

22/02/2026

Merhaba Adil Hocam,

              Hem yeni yıl nedeniyle aile olarak göndermiş olduğunuz kart-mektubu, hem de “Dijital Fırça, Özgür Zihin” temalı proje için gönderdiğin mektubu aldım. Teşekkürler. Her daim iyi olman dileklerimi iletiyorum. Ben de iyiyim. 

Tutsak yazar Bülent Parmaksız'dan mektup var: "Tarihe ve haklılığımıza güveniyorum."

"Doğa anamız, teknolojinin istihdam yaratamaması, küresel ısınma/iklim değişikliği, artan işsizlik, gelir bölüşümünün giderek fecaate dönüşmesi, göçler, hegemonyanın el değiştirmesi, artan silahlanma harcamaları vs. her şey belirli sınırlara geldi dayandı. Olup biten her şey kapitalizmin çöküşünün işaretleri. Tarihe ve haklılığımıza güveniyorum. İnsanlık yeni bir yol bulacak. Buna eminim. 

Bülent Parmaksız

14.01.2026, Sincan F

Sevgili Adil,

Şerivan Al Mahmud'tan gelen şiir ve resim: "Güneşe bakan çiçekler"

02.01.2026

Görülmüştür Ekibi ve Okuyucuları’na

              Öncelikle sizlere saygı ve sevgilerimi gönderiyorum. Yeni yılın heyecanıyla sizi kucaklıyorum. 

              Yeni yılınızı en içten dileklerimle kutluyorum:) Yeni yılın dünyaya Barış ve Huzur getirmesini diliyorum. 

Hücredeki bir gazeteciye…

Can kardeşim, yoldaşım ve yayınevimizin en genç, cesur ve çalışkan yazarı…

Bu mektubu yazmak benim için çok zor...

İnsan, kardeşinin o kadar eziyet yaşamasına nasıl dayanabilirdi? Ya da yoldaşının “başı dik, yüzünde bir gülümseme” ile tutuklanacağını bildiği o adliyenin merdivenlerini arşınladığı sırada ne yapmalıydı?

Genç ve cesur bir yazarın, gazetecinin halkını haberdar etmesine, halkı aydınlatma neferi oluşuna; ısrarla, hiç de korkmadan ezilenin yanında oluşuna ne demeliydi?