Makale

Adaletsiz İnfaz: 11. Yargı Paketi ile Türkiye’de ceza infaz sistemi, bir kez daha derin bir eşitsizliğe imza attı.

Yazıya, devrimci duruşuyla iz bırakan Hüseyin Aykol’a saygıyla başlamak istiyorum. Aynı zamanda cezaevlerindeki hukuksuzlukları her vesileyle dile getiren o duygulu yürek atmıyor şimdi. Ancak Aykol’un fikri ve tutumuyla bıraktığı önemli bir birikim ve yürünecek geniş bir yol var. O yolu daha da büyütme zamanı…

* * *

Yiğit meslektaşım Hüseyin Aykol'un ardından...

Yiğit meslektaşım Hüseyin Aykol'un ardından...

Türkiye direniş medyasının Celal Başlangıç'tan iki yıl sonra ikinci büyük kaybı

Doğan Özgüden

(Artı Gerçek, 4 Ocak 2026)

74 yıllık gazetecilik yaşamımda çok değerli meslektaşımı kaybettim… Artı Gerçek'te yıllarca birlikte mücadele verdiğimiz Celal Başlangıç'ı iki yıl önce sürgün toprağında sonsuzluğa uğurlamıştık. Bu yılbaşından beri de sevgili Hüseyin Aykol'u kaybetmenin acısını yaşıyoruz.

 

TUTSAKLARIN SESİ DUAYEN GAZETECİ ÖMRÜNÜN 10 YILINI ZİNDANLARDA GEÇİREN HÜSEYİN AYKOL’U KAYBETTİK

Gazeteci-yazar dostumuz yoldaşımız Hüseyin Aykol, 14 Ekim'den bu yana yoğun bakımda tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

Görülmüştür kolektifi olarak tutsaklarla yazışma sürecinde her daim dayanışma içinde olduğumuz Aykol'u Saygıyla minnetle anıyoruz. 

Başta eşi Nuray Çevirmen olmak üzere ailesine, yol arkadaşlarına, yıllardır "içeriden" köşesini hazırladığı Yeni Yaşam gazetesi emekçilerine ve politik tutsaklara baş sağlığı diliyoruz.

“Bugüne kadar üç bin civarında öğrenci yetiştiren Hüseyin Aykol kimdir? Eşi Nuray anlatıyor.

tutsaklar anlatıyor....Tahliyeler durmaksızın engelleniyor

Van Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan Yusuf Kenan Dinçer, Hüseyin Aykol için geçmiş olsun dileklerini ileterek şöyle seslenmiş: “Öncelikli olarak geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum. Umarım şu anda daha iyisinizdir. Temennimiz her daim iyi olmanızdır. Geçtiğimiz günlerde gazetede çıkan bir haberde hastaneye kaldırıldığınızı öğrendik. Kısa da olsa bir merhaba demek, şimdi nasılsınız diye sormak için yazıyoruz. Tüm arkadaşların da selamlarını iletmiş olayım. Umarız, aynı zamanda temennimiz, her şeyin sizden yana iyi olmasıdır.

***

TÜRKİYE'DE DÜŞÜNCE SUÇU VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ MÜCADELESİ

Türkiye'de ifade özgürlüğünün sınırları uzun yıllardır süregelen bir tartışma konusudur. Yoruma açık yasa maddeleri "düşünce suçu" olarak adlandırılan bir olguyu ortaya çıkarmıştır. Modern hukuk sistemlerinde, bir düşüncenin cezalandırılması değil, o düşüncenin şiddete teşvik etmesi, nefret söylemi yayması veya suça yönlendirmesi gibi eylemlerin cezalandırılması esas alınır. Türkiye'de de yasalar teorik olarak bu prensibi benimser. Ancak pratikte "Anayasal düzeni zorla değiştirme girişimi", "Terör örgütünü övme" gibi soyut gerekçelerle düşüncenin kendisi cezalandırılmıştır.

40 YILLIK KESİNTİSİZ MEKTUP ZİNCİRİ: SİBEL ÖZBUDUN VE TEMEL DEMİRER'E SELAM!

"Demirer ve Özbudun'un tutsaklarla kurduğu dayanışma ağı hem nicelik hem de nitelik açısından dikkat çekicidir. Onların birlikte hapishanelere yolladıkları ve hapishanelerden aldıkları mektupların sayısı binlerle ifade edilmektedir. Bu mektuplar, tutsaklara moral vermenin ve dışarıyla bağ kurmalarını sağlamanın en temel araçlarından biri olmuştur. Keza tutsaklara ulaştırdıkları kitap sayısı, yüzlerle değil, binlerle ifade edilen rakamlara ulaşmıştır. Bu çaba, hapishanelerin zorlu koşullarında tutsakların entelektüel ve ruhsal gelişimine katkıda bulunmayı amaçlamıştır.

Mahpus haklarının deniz feneri: İnsan onuru

Adil yargılama prensiplerine uygun yürütülen hukuki sürecin ardından verilen hapis cezası kişinin özgürlüğünü sınırlamanın ötesine geçmemelidir. Çünkü hapishaneler ek cezalandırma yeri değildir.

Derler ki insan, hapishaneye girmeyene kadar bir ülkeyi tam olarak tanıyamaz. Bir ülke en üstteki değil en alt kademedeki yurttaşlarına nasıl muamele edildiğine göre değerlendirilmelidir.

"Bir kardeşi uğurlayamamamın bedeli… Cenazeden tam beş yıl sonra verildi karar. 34 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmedildi....

Adaletsiz uygulamaları deşifre etmek, değiştirebilmek için başladığı ölüm orucu eylemi sonunda hayatını kaybeden avukat Ebru Timtik’in kardeşi Barkın Timtik, cenazeye katılabilmek için mazeret izni talebinde bulundu. Başvuru, COVID-19 ve “kaçma tehlikesi” gerekçesiyle reddedildi, İnfaz Hakimliği kararın güvenlik kuvvetlerine ait olduğunu belirtmekle yetindi. Anayasa Mahkemesi, cenazeden tam beş yıl sonra verdiği kararda 34 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Bir kardeşi uğurlayamamamın bedeli...