Öykü
Duvardaki Şahmeran
DUVARDAKİ ŞAHMARAN
Seyit Oktay
Yüzü güzel bir kadına benzyen, gövdesi yılan derili, onlarca yılanbaşlı ayağıyla amcamın evinin duvarında asılıydı. Anlamını ve ne olduğunu bilmeden hayranlıkla izlerdim bu resmi.
Adını büyüyünce öğrendim: Şahmaran!
Teldeki Güvercin - Eller ve Kanatlar
Bir güz günü Ağrı Dağı’nın doruklarından esen dondurucu yel, ısıtmayan güneşle birlikte Ramazan’ın yüzünü yalarken henüz uyanmıştı seherin tatlı uykusundan gözleri yarı kapalı, anasının zoruyla çıktı avludaki çeşmeye, buz gibi suyu vurunca yüzüne artık uyanmayan hücreleri kalmamıştı. Gözleri iri iri açılmış, Diyadin’e bağlı küçük köylerinden yükselen hayvan sesleri kulağına dolmuştu.
Tutsak Cihan Karaman'dan yeni bir öykü
KAPLUMBAĞA HİKAYESİ
Silivri Hapishanesinden bir öykü: Delal Çeşmesi
DELAL ÇEŞMESİ
Gündüzden akşamın kuytuluğuna dek uzanan bir rüya!
Gece karanlık
Gökte yalnız birkaç yıldız parlıyordu. Sonra Delal çeşmesinde toplanan kızlar bir bir fotoğraf makinesinin kadrajında belirmeye başladı. Kadrajın içinde Sarah ,Derin, Berral,Beril,Tilda, Filiz ve Zozan görülüyordu.
Bir Tutsak Öyküsü: “KİRLİ BİR NEHRE ATILDIĞIM GÜN”
“30 Ağustos 2006”
“KİRLİ BİR NEHRE ATILDIĞIM GÜN”
Bakkalın borcu, elektrik, su, taksitlerinin birkitğinden yakınan annemin sesini duydum. Ağlamaklıydı sesi. Odadan çıkmadan oyalandım biraz. Babamın cevabını bekledim belki de, oysa işe de geç kalıyordum. Beş-on yada onbeş dakikadır babamdan bir ses yoktu.
Odamdan çıktığımda babamla gözgöze geldik. Burnumun ucu biran sızladı. Konuşulanları duyduğumu sezmişti sanki. Bir anda enseme yapışıp gülümseyerek
Bir Yolculuk Hikâyesi
Karanlık yeni çökmüştü, kapı hızlı hızlı vuruldu. Annem kapıyı açtı daha önce görmediğim bir adam.
'' Abla, Ali abiyi kahveden aldılar '' dedi.
Adam çekip gitti karanlığa, biz kapıda kaldık. En küçüğümüz iki ay önce doğmuş olan erkek kardeşimle komşuların deyimiyle 'ortada kalmıştık.' 1 Mayıs Mahallesinde seksen darbesi kapımıza dayandığında... Annem günlerce ağladı, saçlarını yoldu, babama seslendi.
'' Ben dört çocukla ne yapacağım? ''
Yanıt veren olmadı.
Kelebekler ve Meşe Yaprakları
Bazen bir mektup gelir.
Dolar içeriye zarfı açar açmaz Akdeniz. Dalgalarıyla, kuşlarıyla, gemileriyle, tuz kokusuyla ve kıyılarında uçurtma uçuran çocuklarıyla. Durmaz, duramaz karışırız dalgasına, kuşuna, tuz kokusuna, karışırız uçurtma uçuran çocukların arasına. O an bir daha hiç büyümediğimizi; hiç büyümediğimizi ve hala çocuk olduğumuzu hem de yirmi beşinde ya da ellisinde… Çocuğuz işte ellerimizde rengârenk uçurtma ipleri Akdeniz kıyılarında…
Bazen bir mektup gelir ve haftalarca Ak-Deniz kokar hücre!..
Bazen bir mektup gelir.