Yazılar

"Özgürlüğün Sesi" Antakya'da

Özgürlüğün Sesi” adını verdiğimiz bu projeyi hazırlamak için farklı hapishanelerde kalan 50 mahpusa mektup yazdık. Özgürlük temalı yazı istediğimizi ifade eden mektupların bazıları mahpuslara ulaşamadan kayboldu, ulaşanlara verilen yanıtların birçoğunu da kimliği bilinmeyen virüsler yok etti. Yanıt alamadığımız tutsaklara faks çektik. Bazılarının aile bireylerine ulaşıp mesaj ilettik. Görülmüştür Kolektifi’nden arkadaşlarımız aylarca postane kapılarında kuyruklarda bekledi.

460 doktoralı mahpus: “Akademik kapatılma”

Lisansüstü eğitimini tamamlamış olan 3 bine yakın mahpus, Türkiye’de kapatılmanın bir başka evresi olan akademik kapatılmanın ulaştığı boyutu gösteriyor. Bir diğer deyişle, Boğaziçi Üniversitesi’nde 449 doktoralı öğretim üyesi bulunurken, Türkiye’deki hapishanelerde 460 doktoralı mahpus bulunuyor.

Demirtaş’ın yüzdüğü deniz

​​​​​

Eşine az rastlanır bir siyasetçi olarak el attığı her işe özen gösteren, kendi emeğinin kıymetini bilip hakkını veren Selahattin Demirtaş, Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki hücresinde, Efsun’la bir kez daha edebiyat tünelinden geçerek uçsuz bucaksız denizlere doğru kulaç atıyor.

03 Ekim Pazar 2021   Saat: 00:00

Uçsuz bucaksız bir denizde dilediğiniz yöne doğru kulaç atarak yüzmenin verdiği bedensel özgürlük hissi ile, edebiyat yapmanın, apayrı dünyalar kurmanın, roman yazmanın verdiği zihinsel özgürlük hissi birbirine benziyor olmalı.

DENGEN JI ZİNDANAN... YÜREKLERDEN HAYATA UMUT VEREN SESLER!!!

 

 

CEZAEVLERİNDEKİ MEKTUPLARDAN  YÜREKLERE,

YÜREKLERDEN HAYATA UMUT VEREN SESLER!!!

 

 

Emek, yaşam ve İdeolojilerini, dünyadaki Tüm Halkların Kendi Kaderini Tayin etme hakkı Mücadelesi için veren, Onurlu Özgürlük Devrimcileri olan Kadın ve Erkeklere atfedilen belgesel bir kitap ‘’DENGEN JI ZİNDANAN’’

 

 

GÖZLERİMİZİ TARİH BİLİNCİ AÇAR…

"Kendimizi bulmak istiyorsak, toplumumuzu tanımak istiyorsak, tarih bilimini sevmeliyiz. Elbette egemenlerim bize öğrettiği tarihi değil, demokratik uygarlığın tarihinin izinde yürümeliyiz. O zaman göreceğiz ki, geçmişte kalmış bile olsa aşiretimizin ismi, köyümüzün ismi tarihi şifreler gizlidir. İnsan geçmişini bilmeden gelecek karşısında kördür. Gözlerimizi tarih bilinci açar ve bizi özgürlük amacımıza bağlar." Ayfer AYÇİÇEK. Gebze Cezaevi / KOCAELİ

***

"MAYIS - AĞUSTOS 2021 TARİHLERİ ARASINDA KIRIKKALE F TİPİ HAPİSHANESİNDE MARUZ KALDIĞIMIZ HAK İHLALLERİ RAPORU"

Resul Kocatürk'ün kolektifimize gönderdiği, Kırıkkale F-Tipi Hapishanesi’nde kalan tutsakların hazırladığı son dört ayın hak ihlallleri raporu:

 

Tutulmakta olduğumuz Kırıkkale F-Tipi Hapishanesi’nde maruz kaldığımız hak ihlallerini şöyle sıralayabiliriz:

Türkiye cezaevlerinde neler oluyor?

Zaten kötü olan tutukluluk ve hükümlülük durumu, Korona pandemisi bahanesiyle kötüyü de aratır derecede. Gün yok ki Cezaevlerindeki hak ihlallerine karşı açıklamalar yapılmasın. Ancak açıklamaları duyan müesses nizamın Adaleti olmayınca, adaletsizlikler de devam ediyor…

Yenilik olarak tutuklu ve hükümlülerin büyük şehir Cezaevlerine aktarılmaları neticesi son 16 yılda 283 ilçe cezaevi kapatılırken, 2016 yılından bu yana yeni ve büyük cezaevlerinin yapımına hız verildi. 2006-2021 yılları arasında 227 yeni cezaevi açıldı. bu Cezaevlerin 126’sı 2016 yılından sonra inşa edilenler.

İHD 35 yaşında: Mücadeleye devam

İnsan Hakları Derneği (İHD) kuruluşunun 35’inci yıl dönümü nedeniyle genel merkez binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Eş Genel Başkan Öztürk Türkdoğan, insan hakları, demokrasi ve barış mücadelesinde ısrarlı olacaklarını söyledi.

Türkdoğan, İHD’nin 17 Temmuz 1986 yılında 98 insan hakları savunucusunun imzasıyla kurulduğunu hatırlattı. Derneğin kuruluş amacının “İnsan hak ve özgürlükleri konusunda çalışmalar yapmak” olduğunu ifade eden Türkdoğan, İHD’nin kurulduğu günden bu yana demokrasi ve insan hakları sorununa dikkat çektiğini vurguladı.

DÖRT KİTAP, BİR MEKTUP

   

Mektup yazma isteğim, bir süre sonra mektup yazma tutkusuna evrildi. Mektup yazmaya başlarken, bunun 20 yıl boyunca sürecek olan mektuplar yazışmasna döneceğini tahayyül bile edemezdim. Ne de çok sevmişim bu yazışmaları. Kısa süreçler zarfında mektup yazmadığımda, kendimden bir eksiklik hissetmeye başladım. Onun için yazmaya devam etmekte kararlıyım. Yaşadığımız süreç ve şartlar da zaten bu tür yazışmaları zorunlu kılıyor. 

Boris Johnson’un dedesinin yazılarını Türkçeye çeviren KHK’lı akademisyen Cabir Duysak öldü

Boris Johnson’un dedesinin yazılarını Türkçeye çeviren KHK’lı akadengiltere Başbakanı Boris Johnson’un büyük dedesi Ali Kemal’in gazete yazılarını Türkçeye çeviren KHK’lı akademisyen Cabir Duysak, 10 Temmuz 2021’de İstanbul’da hayatını kaybetti. Çalışkanlığı ve üretkenliğiyle tanınan Duysak 41 yaşındaydı.

***

"Geleceğe daha büyük umutla bakıyoruz, Gerçeklik bizleri hep dirençli tutuyor!"

 06.07.2021

 

21.yüzyılda da modern Süreç, modern Demokrasi, modern Adalet, modern Yargı vb...günümüze, ömrümüze hakim birer kelepçe olarak sürekli yaşamamıza müdahil oluyor. Modernite adı altında geliştirilen katledici silahların yanısıra diktatör sistem uygulayıcılarının ortak menfaatte uzlaştığı süreç ile en doğal insani hakların postallarla ezildiği bir yüzyılı yaşıyor insanlık. 

Korona Pandemi sürecinde Siyasi tutsaklara işkence, yalnızlaştırma, ek cezalandırmalar ile ölüme terk!...

 

’’Düşüncelerimizin özgür olabilmesi için omuzlarınıza ihtiyacımız var. Bu gibi zorlu zamanlarda ancak dayanışma ile aydınlığa kavuşabiliriz. Bekliyoruz. Omuz omuza her şeyin üstesinde gelebiliriz’’

Tecritlere karşı direniş hepimizin insani görevi olmalıdır. Gazeteci Ziya Ataman şahsında bütün gazeteci, siyasi rehine tutsakların en çok şimdi yardımımıza ihtiyaçları var. Ziya Ataman, ağır sağlık sorunları olan bir mahkum. Nefes darlığı, kalp rahatsızlığı, kronik iç hastalıkları olan ve 5 seneden beri cezaevinde tutulan yüzlerce gazetecilerden biri.

Münker Odabaşı: "Hapsetme Onur Kırıcı Bir Cezalandırma Biçimi”

Hapishaneler Türkiye’nin güncel ve yakıcı sorunlarından biri. Tarafsız, bağımsız, adil bir yargının bulunmadığı Türkiye gibi bir ülkede herkesin her an hapsedilebileceği gerçeğini görmezden gelemeyiz. Gazeteci yazar Münker Odabaşı ile Hapishanesiz Toplum Arayışı’nı konuştuk. Milyonlarca insanın hayatını doğrudan ve dolaylı olarak etkileyen teşhis ve tedavi içeren sıkı bir ilk kitapla karşı karşıyayız.

Türkiye’deki cezaevi sisteminin, mahpusa ceza içinde ceza çektiren bir nitelik arz ettiğinden şikâyet ediliyor. Bu tespit ne derece doğru?