‘Türkiye’nin Mandela’larından’ Hasan Gülbahar yine cezaevine girdi.

Yargıtay, cezaevinde 30 yıl kaldıktan sonra geçen yıl 4. yargı paketi kapsamında tahliye edilen Hasan Gülbahar için “Pardon; eksik yatmışsın, 5.5 yıl daha yatacaksın” kararı verdi. Türkiye’de en uzun süre cezaevinde kalanlardan olan Hasan Gülbahar, 17 aylık özgürlükten sonra Mersin’de yeniden cezaevine girdi.

Hasan Gülbahar, 1981’de TİKKO üyeliği suçlamasıyla tutuklandı. 1991 yılında şartlı salıverilme kapsamında serbest bırakıldı. Ancak 1995’te yine TİKKO üyeliği suçlamasıyla 12 yıl 6 ay ceza aldı. Şartlı salıverilmesini yaktığı gerekçesiyle iki cezasını birlikte yatmasına ve 2017’ye kadar cezaevinde kalmasına karar verildi. Kamuoyunda “4. yargı paketi” olarak bilinen düzenlemeyle Türkiye’nin en uzun süreli tutukluları Tahir Canan ve Muzaffer Öztürk’le birlikte Hasan Gülbahar’a da tahliye yolu açıldı. 11 Mayıs 2013 tarihinde tahliye edildi. Kendisine “dışarıda” bir hayat kurmaya çalışırken, bir firmada gece bekçiliği yapmaya başladı. Mersin İHD yönetiminde de görev alarak politik mücadelesini sürdürdü.

Gülbahar’a 1.5 yıllık özgürlükten sonra yeniden cezaevi yolu göründü. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği tahliye kararını Yargıtay’a götürdü ve Gülbahar’ın 5.5 yıllık hapis cezasının infazına karar verildi. Bu karardan haberi olmayan ve yarım bıraktığı akşam ticaret lisesi eğitimini sürdürebilmek için girişimde bulunan Gülbahar, 9 Ekim günü gözaltına alındı ve Mersin E Tipi Cezaevi’ne gönderildi.

Avukatı Gül Atay, “Tebligat falan olmadı, biz temyizde olduğunu bile bilmiyoruz. 12 Eylül mağdurları için çıkarılan yasayla tahliye edildi, sonra ‘pardon’ dediler. ‘Müebbet hapis cezasını siliyoruz ama, örgüt yöneticiliği var, onu yatacaksın’ diyorlar. Yasa net ama uygulanışta problem var” dedi. Hasan Gülbahar’ın kardeşi Ali Gülbahar da şaşkındı. “Annemiz 85 yaşında, hepimiz şoke olduk. 5.5 sene daha yatmasına karar verilmiş. Aynı kanundan 8-9 kişi tahliye oldu, yasalar eşit uygulanmalı” diyordu. Ali Gülbahar, Anayasa Mahkemesi’ne karar düzeltme istemiyle başvuracaklarını da söyledi.

'İyi yaşa ama dışarda yaşa'

Mersin’de yaşayan yazar Adil Okay, Gülbahar’ın hapishaneye götürülürken kendisini aradığını ve “vakur ve moralli bir tonda” başına gelenleri anlattığını aktardı. Okay, “Türkiye’nin Nelson Mandela’larından Hasan Gülbahar yine zindanda. 30 yıl sonra özgürlüğüne kavuşmuştu. Dünyada ilk 10’a giren bir rekora sahipti. Çıkınca hayata tutunmaya çalışmış, yarım bıraktığı eğitimine devam etmeye başlamış, bir işe yerleşmiş ve İHD Mersin Şubesi’nde yönetime gelmişti. Ancak 1.5 yıl özgürlük, kötülük dağıtıcılarının gözüne batmış olmalı ki apar topar tutuklanıp Mersin hapishanesine konuldu” dedi.

Kalabalıkta başın dönmüyor mu?

Okay, bir yazısında “cezaevi rekortmenleri” Hasan Gülbahar ve Muzaffer Öztürk’le tahliyelerinden sonraki buluşmalarını şöyle anlatıyordu: “Birlikte dağlara çıktık. Bir kır lokantasında oturduk. Sohbetimiz bazen andığımız hasta bir tutuklunun adıyla hüzne boyanıyor, bazen de, örneğin hapşırma sonrası onların ‘iyi yaşa ama dışarıda yaşa’ demeleriyle ve/veya masada her boşalan tabağı Hasan’ın neredeyse yıkar gibi silerek kenara koyması sonucu attığımız kahkahalarla bölünüyordu. Tabak silmek bir hapishane alışkanlığıydı. Muzaffer uzun yıllar tek kişilik hücrede kaldığı için yanında eşya taşıma alışkanlığını unuttuğunu, bu nedenle çıktığı günden beri her yerde telefon, çanta ve kimlik unuttuğunu anlatıyordu. Hasan atılıyor ‘sen yolda yürürken dengeni sağlayabiliyor musun’ diye Muzaffer’e soruyor, Muzaffer de ‘senin kalabalıkta başın dönmüyor mu’ diye karşılık veriyordu. Elbette onlara birçok soru sordum. 12 Eylül dönemini, işkenceleri, idamları, 19 Aralık katliamını, koğuş sistemini, açlık grevlerini, ölüm oruçlarını, F tipine geçişi, iletişim yasaklarını yaşayan bu insanlar dünyaya ve çevrelerine sevgiyle bakıyorlardı. (...) Hasan, Muzaffer’in telefon numarasını kaydetmeye çalıştı, başaramadı, Tülin imdadına yetişti. Muzaffer de ‘elime tutuşturdular bir dokunmalık telefon çözmeye çalışıyorum’ diye söylendi.”

Türey Köse, Cumhuriyet, 12.10.2014

Kaynak: www.cumhuriyet.com.tr

İlişkili İçerik